6/06/2016

eskiden

eskiden burasi daha bir güzeldi sanki. Simdi bakiyorum da yazdiklarimi okuyan var fakat bir yorum bile atan yok. Üzücü. Neler mi yaptim ben son zamanlarda?
Her sey bildiginiz gibi. Sebo ile birlikteligimiz devam ediyor. Kendisi evlenmekten korkuyor sanirsam, cünkü hala bana evlilik teklifi etmedi.
Onun haricinde is yeirnde sorunlar yasadi, simdi sene sonuna dogru baska bir sirkete gececek. Ben ise tam gaz devam ediyorum. Eylül de mezun olacagim insallah.
Ondan sonra da ipleri ele alirim bu gidisle. Adama evlilik teklifini ben edecegim en sonunda.

11/23/2015

Kursana

Burasi bir yaslilar evi. Kimsesi olmayanlar burada kaliyor.
Sebo'nun dedesi ise son bir ayda iyice kötülestigi icin ve yasli olan anneannesi de yalniz basina onunla ilgilenemedigi, tam tamina iyi bakamadigi icin burada yatiyor.
Dün aksam Sebo ile dedeyi ziyaret etmeye gittik.
Durumu pek iyi degil. Doktorlar iki haftalik ömrü var demisler. Dünkü duruma göre benim hissim ise bir kac güne kalmaz dedeyi kaybederiz diye düsünüyorum.
Bu yüzden haftaya gidelim diye bile gecirmedim icimden. Dün yogun bir gündü biizim icin.
Öglen ilk önce babaanne ile bulusup bir lokantada yemek yedikten sonra mezarliga gidip, bir kac yil önce vefat eden diger dedeyi ziyaret ettik.
Oradan arabaya binip yukarida gördügünüz fotografta ki yaslilar evine geldik.
Dedeyi ziyaret ettik. Biraz konusturmaya calistik. Eli ile yüzünü ifade edip bana bakip zayifladigimi ima etti. Gercekten de öyle.
Yaninda oturduk yaklasik bir saat. Iki kere meyve suyu istedi. Eline verdim, kendi icti.
Sonra vedalastik. Elini tuttum. Iki ay önce daha gezmeye gittigimiz, adimlarini baba yigit gibi yere vurarak atan adamdan eser kalmamis.
Yaslilik zor bir sey. 89 yasinda dede. Anneanne ise yalniz kalacaga benziyor.
Icimde bir burukluk var ve iyi ki gittim, iyi ki gördüm dedeyi hissi.

10/31/2015

Hindistan Lokantasi

Gectigimiz pazar Sebastian ile Rüsseslheim sehrinde Shahi adli Hint lokantasina gittik.
Sebastian'in arkadaslarinin bilgisayari bozuldugu icin Seboyu tamire cagirmislar. Sebo da tamir edip gerekli olan dosyalari kurtardigi icin 'Sevdigini ve seni cumartesi günü yemege davet etmek istiyoruz' demisler.
Cumartesi isimiz ciktigindan pazar gününe erteleyip aksam saat 19:30' da Shahi lokantasinin önünde bulduk kendimizi.

Rüsselsheim pek uzak olmasada hergün gittigimiz bir yer olmadigindan bu lokantayi da tanimiyordum tabi ki.


Lokanta mavinin cok güzel bir tonunda renklendirilmis ve koltuklar sahaneydi. Cok rahatti. Menü yogun. Domuz eti haric her türlü eti bulabiliyorsunuz.
Ayran'a benzeyen Lassi icecegini sectim. Mango aromali. Cok güzeldi. Yemek olarakta acili bir sosta pismis tavuk gögsü ve mantar da karar kildim. Adi da "Chicken Madras."

Iki saat boyunca yavas yavas yemeklerimizi yeyip Sebo'nun arkadaslari ile sohbet ettik.
Iki hafta sonra Hochheimer Markt'ta bulusmak üzere ayrildik.

Not: Ilk görsel alintidir.

6/07/2015

Günce

Buraya yazacak bir cok şeyim / hicbir şeyim yok aslinda biliyormusun?
Bilmiyorsun.
Gelmiyorsun.
Okumuyorsun.
Ne hissettiğimi, neden hissettiğimi bilmiyorsun.
Cilali sözler yazmak istemiyorum aslında.
Günce tutuyoruz değil mi burada.
Ne kadar kendimiz olabiliyoruz?
Soru isaretlerini seviyormuyuz?
Sevmiyoruz.

Nasılsın blogcan? İyimisin?
Özledin mi sende beni. Hikayelerimi.
Ne zaman sustum, haberim yok. Susmasam da olur.
Kitaplar okudum, sayfalarca.
Bir sürü kitap.
Bu güne kadar okumadigim yazarlar keşfettim.
Ekitap okudum.
Essas bir kitabın tadını vermedigini bende öğrendim.
Ama cep delik cepten delik.

Sokak sokak dolanıp açık kütüphaneler kesfettim.
A photo posted by A. (@sudrlmz) on
Adamlar yapmış dedim kendi kendime.
Evde bulunan kitaplarımı, artık istemediğim kitaplarımı, kitaplığım olmadığı için değil, ileride çocuklarımın okuması gerekmediği için bu kitapları götürdüm açık kütüphaneye bıraktım.
İçine notlar yazdım. Tarih attım.
Bıraktıklarım yerine kitaplar aldım.
Böyle.

2/03/2015

Hastalik

Yıllardır korku ile gitmediğim kalp damar cerrahisine dün gittim. Bacaklarimda oluşan katlar kendimi aynada seyretmek istemeyeceğim kadar kötü bir görüntü alınca, geçen hafta doktoruma gidip sevk aldım.
Dün annem ile birlikte kalp damar hastalıkları cerrahisine gittik. Annemin de bacakları ağrıyor.
Neyse, benim ki doğuştan gelen bir ödem. Yağ hücrelerimde sorun var. Doktor bana asla tamamen düz bacaklara sahip olamayacaksınız fakat hiç değilse variziniz yok dedi. Bana kompresyon çorapları yazdı. Artık hep onları kullanacağım.
Gidip ölçü aldırmam gerekiyor.
Ayrıca başka bir doktora daha gideceğim. 10 kere. Bacaklarimi saracaklar. Bir saat yatacagim. Her halde ödem ve su atılacak bu şekilde. Doktor bana bacaklarınız incelecek ve düzelecek ama katlar tamamen gitmez dedi.
Kiloma gelirsek, boyuma göre biraz fazlam var evet ama tüm yük bacaklarimda. Doktorun annemin yanında "36 beden bile olsanız düz bacaklarınız olmaz" demesi ile annemin de bundan sonra çok kilolusun demeleri biter herhalde.

Bu arada annemin de kontrolü bittikten sonra varizlerin olduğu tespit edildi. Sağ bacağı sol bacağından daha çok ağrıyor. Şimdi martta ameliyat olacak. Lazer tedavi ile damarı yakacaklar. Bacaklarının ağrısı geçecek. Böyle bir gün geçirdim işte.
Bu düşünceye alıştım artık. Dümdüz bacaklarım olmayacak anladım.
Ama bir de insanların bakışları yok mu? Bende etek giymek istiyorum. Bende bir düğüne gittiğimde elbise giymek istiyorum midi olanından.
Bu kadar mi sığ düşüncelere sahibiz?
Eskiden havuza gittiğimde de böyle bakışlar ile karşılaşırdım. Kesin "Suna bak, yemiş yemiş sicmamis" düşünceleri de vardır kiminin aklında. Onların hepsine bir şeyler demek isterdim de o zaman ben ben olmaktan çıkardım.


1/27/2015

Selam's ben geldim

Selam's nereden cikti simdi? Almancadan geldi. Cünkü almanca da bir kelimenin sonuna 's' harfi eklenince cogul oluyor. Yani selamlar oldu bu. Hadi bakalim.
Ben neden buraya geldim?
Bilmiyorum.
Rahatca yazi yazmak istiyorum.
Sorun burdan basliyor.
Üst katta ki alman komsularimiz tasininca tanidigimiz bir türk aileye haber verdik, ev bosaldi ev ariyordunuz - gelin bakin - diye.
Vermez olaydik.
Geldikleri günden beri sorun yasiyoruz. Öncelikle 'icmiyorum' dedigi halde amca arada sigara iciyor. Iyyk. Hol sigara kokuyor. 'Sen icmiyorsun da kim iciyor, siz geldiginizden beri burasi bok kokuyor' - diyemiyorsun iste.
Türk komsu kirilmasin alinmasin diyorsun.
Alt kat, yani kilerde camasirhane var, elektrik tesisati oradan geciyor.
Elektrik kutularinin üstünde "Ev 1, Ev 2, Dükkan 1" gibi yazilar yaziyor. Bilinsin diye.
Sen kalk kirk yillik yaziyi sil, soyadini yaz oraya.
Neyse soyadlarini sildik, tekrar evin numarasini yazdik. Az önce alman komsu geldi, yaziyi silip tekrar soyadlarini yazmislar dedi.
Sinirlendim ben. Kiminle inatlasiyor bunlar anlamadim. Elektrikci gelip tesisatlara bakinca elinde numara listesi var, soyadi degil!

Sen onu birak, gecen gün bizim acik duran kilerimize girip matbaadan aldigimiz kartonlari almislar. Sormadan!
Insan bir sorar. Biz o kagitlari, kartonlari matbaadan kardesim mimari maketleri icin kullansin diye getirdik. Belki para verdik, nereden biliyorsun. Kendi malin mi, aliyorsun?

Ay yeter.
Bosuna dememisler ev alma, komsu al diye.

1/18/2015

Don, Külot

En son yazdigim film yazisinin altina yorum birakmislar:
- Don, sexy, füsya, esya, kadin giyimi vs. vs.
Bu ne akli ya? Yani sen salaksin da ben bu yorumu yayimlayacak kadar salak mi duruyorum oradan?
Allah askina bir bitin gidin kardesim ya.
Yani madem benim blogumu hic okumadim, neyle ilgili yazdigimla hic bir fikrin yok ama bari yorum biraktigin yaziyi oku kardesim.
Git baska bir blogta donunu, füsyani sat.
Sinir.