Günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3/22/2021

Bebek

 Her zor dönemimde oldugu gibi yine sana siginiyorum blog.

Uzun zamandir bebek istiyoruz. Bu senenin subat ayinda sonunda o mutlu haberi aldik. Yaptigim gebelik testi pozitif cikti. Bir hafta sonra kadin doktoruna gittim. Simdilik daha cok erken fazla bir sey belli degil dedi. Hamilelik icin bana ayriyetten hormon verdi

Gecen pazartesi hem kanser kontrolu icin hem de bebege bakmak icin gittim. Hemen bu düzgün bir gebelik degil dedi ve elime kürtaj icin hastaneye sevki verdi. Ben ne dedigini anlamadim. Oradan ciktim ve aglaya aglaya annemi aradim.

Ardindan biraz sakinlestim ve tüp bebek klinigini aradim, oraya basvurmustu sene basinda ama normal yollardan hamile kalmistim, neyse. Ertesi gün bana randevu verdiler ve tüp bebek klinigine gittim.

Orada ki doktor da olmasi gerektiginden kücük oldugunu söyledi ve ne yazik ki bu saglikli bir gebelik degil dedi.

Eve her gün ebe geliyor. Kürtaj olmaktansa evde dogal yollardan bebegin düsmesini beklemeye karar verdim.

Bu arada kadin doktorunu hic sevemedigim icin bu sabah baska bir kadin doktoruna gittim.

Bebegin evde kendiliginden düsmesini beklemek ve ayrica bunu hizlandirmak icin hap yazdirmak istedigimi söyledim. Beni kontrol etti. Ultrason ekraninda uzun uzun her seyi göstererk anlatti. Basindan beri saglikli bir gebelik degilmis zaten. Fakat bana hap yazmak istemedigini söyledi.

Eger ki hap ile düsmeyi baslatirsak cok büyük kanamalar gecirebilecegimi ve kendisinin 24 saat benim icin erisilebilir olmadigini ve sagligimin tehlikeye girebilecegini söyledi. Hap versem bile haftalarca sürebilir dedi, cünkü su an icin cabuk düsecegini söyleyemem dedi. 

Kendi sagligim ve piskolojim icin düsündüm tasindim ve kürtaj olmaya karar verdim.

Persembe günü hastanede kürtaj olacagim. Cok üzgünüm. O kadar cok istemistik ki bu bebegi. 

Ama biliyorum ki her sey cok daha güzel olacak. 

Sevgiyle kal blog.

12/22/2017

görüsecegiz demistim

görüsecegiz demistim blog. görüselim artik. icimde büyük firtinarlar kopuyor. Sebastian bana sonunda evlilik teklifi etti. cok mutluyum. iliskime sahip cikmak zorundayim. agustos ayindan beri ailemle sorunlar yasiyorum. evlenmek istedigimi söyledim, fakat alman oldugunu duyunca hem annem hem de babam bana karsi ciktilar. konuyu kapattilar. sonra agustosta izine gittim. döndügümde konu evde patlak verdi ve ikisi de karsima gecip Sebastian ile tanismak istemediklerini söylediler. aile olarak arkamda durmayacakmisiniz diye sorum - babam bana kapiyi gösterip güle güle dedi.
cok zoruma gitti. baskasi olsa gercekten o an cikip gitmisti ama ben o gücü kendime bulamadim. cünkü onlara verdigim degerin farkinda olmadiklarini idrak ettim o an. bu beni daha da cok yaraladi.
sonra ki haftalarda konu hic acilmadi. evde bir soguk rüzgar, sadece gerekeni konustuk.
annemin babamin kuzeni geldi Türkiye'den. Ona rica ettim, ailemle bir de sen konus dedim. Tamam askim tabi ki konusurum dedi.
Gectigimiz pazar bize geldi ve annemle babama Sebastian ile tanistigini söyledi. Ortada büyük bir konu var belli, neden cocugunuz ile konusmuyorsunuz diye sordu.
Babam - biz diyecegimizi dedik, istemiyoruz dedi.
Annem - dinden girdi benim utanmazligimdan cikti.
Vay efendim Islam da bir müslüman kadin hristiyan ile evlenemezmis. Erkege her sey serbest kadina geline yasak. Buyurun buradan yakin.
Bosuna konustuk bosuna dil döktük. Sifira sifir, elde var sifir.
Ve ben kendimi tamamen kapatmis durumdayim. Üzülemiyorum bile. Cünkü bugüne kadar bizi bu kadar acik görüslü yetistiren ailem gitmis, yerine 50 yildir Almanya da yasadiklari halda hic ileri görüslü olamayan  bir aile gelmis.
Simdi konuyu nadasa biraktim. Subatta Türkiye'den aile büyükleri gelecek. Son kez onlarin ailemle konusmasini bekleyecegim ve eger ki o zaman da Nuh der Peygamber demezlerse nikah islemlerime baslayacagim.

35 yil boyunca hep onlarin istedigini yaptim. Ilk defa bir sey istedim ve bana kapiyi gösterdiler. Cok zoruma gidiyor.

6/20/2017

Bir sene olmus ...

Tam bir sene olmus buraya ugramayali. Bu zamanda ne mi oldu? Mezun oldum. Is buldum. Calisiyorum.
Hala Sebo ile birlikteyim. Mart ayinda kisa süreli bir sorun yasadik. Kendisi ev satin aldi ve ev icin mutfak falan bakmaya basladik.
Konu ne zaman evlilige gelse ses soluk yok. Konusmuyor bu konu hakkinda.
Sonunda oturdum ve adam akilli konustum. Seninle ayni eve tasinabilmem icin evlenmemiz gerekiyor. Bes yili asti birlikteligimiz, neden korkuyorsun dedim. Ya kendine bir cekidüzen ver ve ailemle tanis seneye evlenelim dedim, ya da bu iliskinin bir sonu olmayacak, benden ayril dedim.
Benden ayrilmak istemedigini söyledi ve ailemle tanismaya ikna oldu.
Bugünden yarina evlenilmiyor ki zaten, bunun plan proje yapim asamasi var dedim. Bir mutfagi sectikten sonra gelmesi zaen 9 hafta sürüyor dedim. Sen bu sene icinde eve tasinirsin seneye evlenince ben de tasinirim dedim.
Evde yapilacak cok sey var. Boya badana. Eski halilari sökme ... mobilya satin alma.

Ikimiz de otostopcunun galaksi rehberi hayrani oldugumuz icin aslinda nikah tarihini bile sectik. 25.05.2018 benim hayalim. Ama ... amasi su ki ramazan sene o zamanlar.
Siz benim yerimde olsaniz ne yapardiniz? Bir gün oruc erteleyip hayalini kurdugunuz günde evlenirmisiniz?

11/23/2015

Kursana

Burasi bir yaslilar evi. Kimsesi olmayanlar burada kaliyor.
Sebo'nun dedesi ise son bir ayda iyice kötülestigi icin ve yasli olan anneannesi de yalniz basina onunla ilgilenemedigi, tam tamina iyi bakamadigi icin burada yatiyor.
Dün aksam Sebo ile dedeyi ziyaret etmeye gittik.
Durumu pek iyi degil. Doktorlar iki haftalik ömrü var demisler. Dünkü duruma göre benim hissim ise bir kac güne kalmaz dedeyi kaybederiz diye düsünüyorum.
Bu yüzden haftaya gidelim diye bile gecirmedim icimden. Dün yogun bir gündü biizim icin.
Öglen ilk önce babaanne ile bulusup bir lokantada yemek yedikten sonra mezarliga gidip, bir kac yil önce vefat eden diger dedeyi ziyaret ettik.
Oradan arabaya binip yukarida gördügünüz fotografta ki yaslilar evine geldik.
Dedeyi ziyaret ettik. Biraz konusturmaya calistik. Eli ile yüzünü ifade edip bana bakip zayifladigimi ima etti. Gercekten de öyle.
Yaninda oturduk yaklasik bir saat. Iki kere meyve suyu istedi. Eline verdim, kendi icti.
Sonra vedalastik. Elini tuttum. Iki ay önce daha gezmeye gittigimiz, adimlarini baba yigit gibi yere vurarak atan adamdan eser kalmamis.
Yaslilik zor bir sey. 89 yasinda dede. Anneanne ise yalniz kalacaga benziyor.
Icimde bir burukluk var ve iyi ki gittim, iyi ki gördüm dedeyi hissi.

10/31/2015

Hindistan Lokantasi

Gectigimiz pazar Sebastian ile Rüsseslheim sehrinde Shahi adli Hint lokantasina gittik.
Sebastian'in arkadaslarinin bilgisayari bozuldugu icin Seboyu tamire cagirmislar. Sebo da tamir edip gerekli olan dosyalari kurtardigi icin 'Sevdigini ve seni cumartesi günü yemege davet etmek istiyoruz' demisler.
Cumartesi isimiz ciktigindan pazar gününe erteleyip aksam saat 19:30' da Shahi lokantasinin önünde bulduk kendimizi.

Rüsselsheim pek uzak olmasada hergün gittigimiz bir yer olmadigindan bu lokantayi da tanimiyordum tabi ki.


Lokanta mavinin cok güzel bir tonunda renklendirilmis ve koltuklar sahaneydi. Cok rahatti. Menü yogun. Domuz eti haric her türlü eti bulabiliyorsunuz.
Ayran'a benzeyen Lassi icecegini sectim. Mango aromali. Cok güzeldi. Yemek olarakta acili bir sosta pismis tavuk gögsü ve mantar da karar kildim. Adi da "Chicken Madras."

Iki saat boyunca yavas yavas yemeklerimizi yeyip Sebo'nun arkadaslari ile sohbet ettik.
Iki hafta sonra Hochheimer Markt'ta bulusmak üzere ayrildik.

Not: Ilk görsel alintidir.

6/07/2015

Günce

Buraya yazacak bir cok şeyim / hicbir şeyim yok aslinda biliyormusun?
Bilmiyorsun.
Gelmiyorsun.
Okumuyorsun.
Ne hissettiğimi, neden hissettiğimi bilmiyorsun.
Cilali sözler yazmak istemiyorum aslında.
Günce tutuyoruz değil mi burada.
Ne kadar kendimiz olabiliyoruz?
Soru isaretlerini seviyormuyuz?
Sevmiyoruz.

Nasılsın blogcan? İyimisin?
Özledin mi sende beni. Hikayelerimi.
Ne zaman sustum, haberim yok. Susmasam da olur.
Kitaplar okudum, sayfalarca.
Bir sürü kitap.
Bu güne kadar okumadigim yazarlar keşfettim.
Ekitap okudum.
Essas bir kitabın tadını vermedigini bende öğrendim.
Ama cep delik cepten delik.

Sokak sokak dolanıp açık kütüphaneler kesfettim.
A photo posted by A. (@sudrlmz) on
Adamlar yapmış dedim kendi kendime.
Evde bulunan kitaplarımı, artık istemediğim kitaplarımı, kitaplığım olmadığı için değil, ileride çocuklarımın okuması gerekmediği için bu kitapları götürdüm açık kütüphaneye bıraktım.
İçine notlar yazdım. Tarih attım.
Bıraktıklarım yerine kitaplar aldım.
Böyle.

8/01/2014

Kahve Ocagi

Calistigim is yerinde kantin 6 haftalik tatile girdi. Herkes ya disaridan yemek ismarliyor yada yaninda ufak tefek seyler getiriyor.
Bu gün sadece dört saat buradayim. Yanima yemek almadim. Simdiden aciktim. Ondan sonra sus bakalim 30 gün oruc tutmus kizsin, farzet ki orucsun dedim. Oturdum.

Ama ofisi kahve ocagina cevirdigim dogrudur.

6/22/2014

Soğan içli dışlı. Sarmısak ayrı başlı

Tanidiklarimizin kizini dün istemeye geldiler.
Kendisi benden 5 yas kücük ve hic sevmedigim bir adam ile birlikte.
Bu adam iste dün arkadasimi istemeye geldi.
Arkadasimin annesi bir kac gün önce bizim evi aramis ve demis ki: "E. diyor ki hazirlik yapacagim A. teyzem bana bir salata yapsa. Hic bir sey onun salatasinin yerini tutmaz."
Neyse ben eve geldim ve annem dedi böyle böyle.
"Ilginc hem yemek istiyorlar hemde bir agiz yapip sizde kiz istemeye gelin demiyorlar" dedim.
Cünkü sonucta cok yakiniz. Kac yillik arkadasligimiz var.
Anneme "Sen simdi abartirsin, salata ile kalmaz bu. Fazla abartma. Yarin öbür gün bizi istemeye gelince biz onlardan bir sey istemeyecegiz." dedim.
Annem "kapa ceneni" dedi.
Annem dün sabah alti da kalkti ve bol bol hazirlik yapti. Dedigim gibi salata ile kalmadi is. Ben evde yoktum. Okulda ders calistim ondan sonra da bizim mekana Almanya macini seyretmeye gittim.
Neyse E.nin abisi gelmis annemin hazirladiklarini almis gitmis.
Dün dügün vardi. Annem ile babam dügüne gittiler.
Dügüne H. abla gelmis ve annemle babamin yanina oturmus demis ki "kis istenmeden geliyoruz. E.'yi istediler." Annem ile babam sok gecirmis tabi ki.
Demek ki H. ablayi ve bir de diger tanidigimiz bir aileyi cagirmislar.
Ama benim erkenden kalkip binbir hazirlik yapan annemle babami cagirmayi düsünmemisler bile.
Babam cok sinirlenmis. O kadar sinirlenmis ki zaten bunaldigi dügünden kalkip eve gelmisler.
Bana mesaj atti babam ondan sonra "biz dünya kadar hazirlik yaptik H. ablani bir de F. amcani cagirmislar. Bizi cok görmüsler. Dügünü de artik onlar ile yaparlar."
Ben demistim ama abartma diye annecim. Ah annecim. Yüregi güzel kadin.
Neyse annem de üzgün. Hayal kirikligi yasiyor.
"Simdi onlar yarin öbür gün tencereleri tabaklari geri getirecekler, o zaman ben diyecegimi diyecegim" dedi.
Bakalim.

Bir anne atasözü der ki: "Soğan içli dışlı. Sarmısak ayrı başlı."

5/17/2014

Mezuniyet Töreni

Dün aksam Sebo'nun mezuniyet törenine gittim. Hava sansimiza cok güzeldi. Haftalardir hep soguk olan Almanya dün hic degilse 17 dereceyi gördü. Buna da sicak mi diyorsun deme, burasi Almanya.
Sato da oldu mezuniyet töreni.
Hem fotograf makinesi ile hem de denemek icin yeni cep telefonum ile fotograflar cektim.



Kaynak: Cep telefonum :)

Tüm mezun olanlari tek tek sahneye cagirip yazdiklari tezin basligini ve nerede yazdiklarini okudular. Sonra herkese belgelerini verdiler. Tören bittikten sonra holde dizilen masalarda yiyecekler icecekler vardi.
Hem hocalar ile sohbet ettik hem de hazirlanan ufak hamur islerinden yedik.
Bir kac sene önce emekli olan profesörlerimiz de gelmisti. Cok mutlu olduk.
Törenden sonra arkadaslarimizla bulusmak icin istasyonda bulunan UrbanKitchen restoranina gittik.

Kaynak: Google

Buraya gecen sene Eylül ayinda gitmistik Sebo ile ve hosumuza gitmisti. Pazar günü dogum günü ve dün de mezuniyet töreni olmasi dolayisi ile dün de burada bir masa ayirttik. 10 kisilik arkadas grubumuz ile yemek yedik.


Kaynak: Cep telefonum
Sebo vejeteryan oldugu icin vejeteryan bir hamburger yedi. Ben gecen gittigimizde yemistim. Tadi cok güzel. Icinde kizarmis patlican, domates ve beyaz peynir var. 

Kaynak: Cep telefonum
Bu da benim yemegim. Soya fasülyesi ve cin pilavi. Ayrica tavuk gögsü.

Böyle bir aksam gecti iste. Biraz olsun haberlerden siyrildim.

5/16/2014

Kabuslar

Kabuslar görüyorum.
Dün gece Sebo ile sinavdayiz. O her ne hikmetse bana sinav kagidini vermek istiyor. O veriyor, ben geri itiyorum. O yine bana dogru itiyor, ben geri itiyorum.
Sonunda ikimiz de yakalaniyoruz.
Sonradan fark ediyorum aslinda Sebo'nun bu sinavi coktan gectigini ama bana yardim etmek icin bir sekilde sinava girdigini.
Uyandim.
Bir daha uyuyamadim.

Evvel ki gece diger kabus:
Sebo'yu aileme tanistiriyorum. Annem ilk önce tamam gelsin tanisalim diyor.
Sonra Sebo bize yemege geliyor.
Annem Sebo'yu yerin dibine sokup cikariyor.
Bu iliskinin asla olmayacagini söylüyor.
Cocugu evden kovuyor.
Ben ardindan gidiyorum.
Birden yerin altindayiz.
Her sey üzerimize cöküyor.
Soma'da yasanilanlarin etkisi ile yerin dibine girip yerin üzerimize cökmesini gördüm rüyamda.
Bir yandan icimde ki tüm korkular ortaya cikti farkindayim.

Bu gün Sebo'nun mezuniyet töreni var.
Buna bile sevinemedim ben bu rüyalardan sonra.
Basim allak bullak.


1/22/2014

Aglamak istiyorum

Moralim cok bozuk.
Topu topu iki sinav ama ben bir tanesine istedigim gibi hazirlanamadim.
Kafam allak bullak.
Simdi bir sinavi yazmamaya karar verdim gibi.
Is yerinde kontratimi uzatirsam eger rahat edecegim.
Patronum yarin aramami söyledi.
Sinavimi ertelersem okul 4 ay uzayacak.
Bir yandan ölüm yok ucunda diyorum, bir yandan da 4 ay demek her seye 4 ay gec baslamak demek.
Evde de basim egik gezecegim onun farkindayim ama okuldan atilmandan iyidir diyen annemi sarip sarmalayasim var.

Aglamak istiyorum. Oturup cocuklar gibi aglamak.

8/05/2013

Nature One lan :) Vol.2

Bunuda oku bence

Bu aralar cep telefonumu geceleri sessize almıyorum. Ne olur ne olmaz, birisi arar yada herhangi birşey olur sessizde iken duyamam diye sessize almıyorum.
Sahura kalkıp yattıktan iki saat sonra Sebastian'dan bir mesaj geldi. Beyefendi Nature One festivalinde güneşin doğusunu çekip bana göndermiş. Şu fotoğrafın güzelliğine bakın. Herkes ayakta ayrıca.



Sonra bir kaç tane daha fotoğraf aldım. Ben Sebastian'nin bu huyunu çok seviyorum. Ne şekilde olursa olsun, saatlerce haber etmese bile bir fotoğraf göndererek benimde sanki orada olmamı sağlıyor ve bir şekilde o ani benimle paylaşıyor.



Bu arada dün bahsettiğim gibi bugün biz annem ve kardeşim ile bayram için baklava açtık. Twitter'de de yazdığım gibi 'Eskiden kadınların işi gücü yokmuş, baklavayı bulmuş. Ömürden 6 saat gitti mk'
Evet kusura bakmayın ara sıra bende küfürlü tweetler atıyorum. Çok yoruldum.



Bu günde böyle bitti işte. Hadi kalın sağlıcakla.

6/08/2013

Bir dram hikayesi


Saat 21:10 telefon çalar.
- Alo, evdemisiniz? Biraz oturmaya gelecektik.
+ Tabi buyurun.

Saat 21:50 ben: bu saatte gelecek insan kaçta eve gidecek acaba?
Annem - Sus kız, yeni çay demledin mi?
Ben - Demledim. Gelsinler de içsinler. Bakın benim adım Su ise, kesin bir şey isteyecekler.

21:55 Misafir gelir.

Merdivenleri çıkarken gelen hanımın elinde bilgisayar. Bozulmuş. Şimdi taratiyorum, 400'den fazla virüs çıktı.

Evet efendim, bir bilgisayar mühendisinin dramını seyrettiniz.

5/18/2013

Parayla mı veriyorlar?

Erkekler, adamlıktan nasibini almamış kendini adam zanneden erkekler.
Delikanlılığın kitabını ben yazdım diye burnu havada yürüyen fakat kavga anında geri adım atan. Halbuki adam kavgada belli olur.
Gururun g'sini bile bilmeyen fakat karşısında ki bayan ona yüz vermeyince 'bu ne gurur' diyen.
Bazen görüşmek istemezsiniz birisi ile, kibarlıktan ortak tanıdıklarınızın olduğundan kabul edersiniz görüşmeyi, yada sosyal medyaya arkadaş listenize almayı.
Evli barklı olmasına rağmen, çoluğu çocuğu ile ilgileneceğine saatlerini sosyal medyada geçirip durmadan hal hatır soran erkekler.
Aslında görüşmek istemediğinizi açıkça söyleyince, hanımının yanlış anlayabileceğinden çekindiginizi söyleyince 'korkma sana evlilik teklifi yapmayacağım' diyecek kadar pişkin.
Bana evlenme teklifi yapmayacağını idrak edecek kadar akıllıyım ve çocuk değilim dediğinizde 'sen uçmuşsun kızım' diyen.
Parayla mı veriyorlar sizi bize anlamadım ki.

5/06/2013

No baslik

Yazılarımı okuyormussun, okumaya devam et. Okuduklarin ile hakkımda bir şeyler bildiğini zannetmeye devam et dedim.
Yazılarını okumama gerek yok ben senin ciğerini biliyorum dedi.
Ciğerimi biliyormuş, sen benim hiç bir şeyimi bilmiyorsun ciğersiz dedim.
içim rahatladı ama nefretim dinmedi. Kinim sönmedi. Icimde bulunan açtığı hiç bir yaranın izi geçmedi.

Siz siz olun Facebookta birini engellediyseniz engellemeyi kaldırmadan önce iyi düşünün. Olurda engellemeyi kaldirdiginiza pişman olursanız 48 saat tekrar beklemek zorunda kalıyorsunuz yeniden engelleyebilmek için ;)

4/29/2013

Alara Vol.3

Size daha önce Alara'dan bahsetmiştim. Ufak bir öğrencim olduğunu. Okumak için buyurun -> Alara 

Sonra Alara'ya ders calistirdigimi ve Alara'nin ilk sınavında ne yaptığını da anlatmıştım. Okumak için buyurun -> Alara 

Biz Alara ile ders çalışmaya devam ettik. Ben üniversiteden ve ofisten kalan zamanımı Alara'ya ders vermek ile geçirdim.
Sonra Mart'in son haftasında ve Nisan'in ilk haftasında okullar iki haftalık paskalya tatiline girdiler.
Alara'nin babası tatilde de çalışmaya devam edeceksiniz, ben öğretmeni ile konuştum dedi.
Peki dedim ve ilk hafta iki kere gittim. İkinci hafta Alara beni arayıp tatilden sonra yine buluşabileceğimizi söyledi, bende tamam dedim.
Paskalya tatili bitti ve aradan iki gün geçti.
Ben anneme Alara'yi arayayım da hangi gün buluşacağımızı söyleyeyim dedim. Annem 'kızım bırak onlar arasın. Böyle sen ararsan, sanki para pesindeymissin gibi görünürsün' dedi.
Anneme hak verdim ve aramadım. Sonuçta bu güne kadar Alara babasının cep telefonundan beni arıyordu ve Su abla bu gün buluşalım, Su abla bu gün bu derse çalışalım diyordu.

O günden sonra nemi oldu dersiniz?
Ne Alara aradı, nede babası ... Ben biraz bozuldum buna açıkçası. Sonuçta yardım etmeye çalıştım ve yardımım dokunmaz ise başkasına bakabileceklerini de söyledim. Fakat hiç seslerinin çıkmaması beni üzdü.
Aslında bizim türk milletinin ayran gönüllülügüne veriyorum ben bunu. Hem bir yandan çocuklarının iyi bir yerlere gelmesini istiyorlar, hemde ona bu yolda katkıda bulunabilecek davranışları yapmaktan çok çabuk sıkılıyorlar.
Emek diye bir şey var. Bazı insanlar bu konuda zorlanıyor herhalde.

Böylece Alara maceram da bitmiş oldu. Bir kaç hafta sonra düğünler başlıyor. Muhakkak orada karsilacagiz. Ben bir şey olmamış gibi yapacağım. Neden aramadın, neden gelmedin derler ise, sizin aramanızı bekledim diyeceğim.

4/23/2013

Idda

Siz hiç haraketlerine ve düşüncelerine anlam veremediğiniz iki insana şaşırmış bir vaziyette, yüzünüzde aptal ifadesi ile bakarak kaldınız mi blogcanlar?
Benim üniden iki arkadaşım var, arkadasta demek istemiyorum onlara aslında tanış diyelim daha iyi. Bu iki şahısın haraketleri ve düşünceleri beni her defasında şaşırtıyor. Benim yapacağım bir haraket hakkında yada söyleyeceğim bir söz hakkında iddaya giriyorlar. Nasıl mi? Örnek vereyim.

1.  örnek
A kişisi benden kitap istemiştir. B. kişisi de satın alsana demiştir.
Ben: Satın almana gerek yok o kitap bende var bulup sana veririm.
B. kişisi bana cepten mesaj atar ve ben sorsana A.ya hangi kitabı istiyordur derim.
Ya dolapta yada kilerde olması lazım, bulup yarın getiririm diyorum.
Ertesi gün oluyor.  A. ve B. ofisime geliyor, ben kitabı çıkarıp A.ya veriyorum.
B.: Neredeydi kitap?
Ben.: Dolaptaydi.
A.: Tuh kilerde demiştim, iddayı kaybettim.
B. Yaşasın diyerek kollarını yukarı kaldırıyor.
Ben: Manyakmisiniz oğlum siz?

2. örnek.
A. ve B. beni ararlar ve biz birlikte kahvaltı edeceğiz sende ofisten çıkıp gelsene derler.
Ben tamam derim ve yola koyulurum.
Otobüsten inerim ve A.dan mesaj gelir 'neredesin?' diye.
Ben: geliyorum patlamayin diye cevap veriririm.
Yol kenarında beni bekliyorlardir. Ben lambalarda karşıdan karşıya geçmek için beklerken onlar bana doğru bakıp gülmeye başlarlar.
A. bu arada dizlerini dövmektetir.
Karşıya geçerim ve ne olduğunu sorarım.
A.: Ben sağdan geleceğini söylemiştim.
B.: Bende karşı yolu kullanacağını söylemiştim, kazandım.
Ben: Siz gerçekten de salaksiniz.

Neden böyle yapıyorlar, neyi ispatlamak istiyorlar anlamış değilim. Bu durumdan iyice rahatsız olduğum için onlarla olan diyalogumu iyice azalttım, onlarda farkında. Kimsenin şamar oğlanı değilim. Açsın kiclari ile dalga geçsinler bir zahmet.

4/22/2013

Fotograflar ile bir gün


Cuma günü sevdiğimle gümrükten çıktıktan sonra saat dokuzda çok sevdiğim arkadaşım Hicran'la buluşup ilk önce kahvaltı ettik. Hicran staj yeri buldu ve hepimiz bu yüzden çok sevinçliyiz. Aynı bölümde okuyoruz ve arkadaş ortamı dedimi Hicran bu insanlardan birtanesi. Benim kardeşim gibi. Sonra sevdiğim ise gitti ve diğer arkadaşlarımız J. ve İsa da bizimle kahvaltı etmeye geldi. Onlarda kahvaltılarını bitirdikten sonra ben Hicran ile işçi dairesine gittim. Staj yeri olduğunu oraya haber vermesi gerekiyordu. Oradan çıktıktan sonra daha önce hiç görmediğim büyük bir çiçek ve hayvan satan bir yer gördüm yol üstü ve Hicrana içeri girmek için ısrar ettim. İyiki de etmişim. Cennete düştüm sanki.
Bir sürü çiçek çeşitleri ve balıklar. Aslında ben ufak bir kavanozun içinde iki balık büyütmek istiyorum fakat bu aralar odam dağınık olduğu için ve aslında yerim olmadığı için baliklarimi nereye koyacagimi bilmiyorum.
Bakın baliklarim dedim, demekki benim olacak olan balıklar var, ehe ;)
Sizi bu dükkanda çektiğim fotoğraflar ile başbaşa bırakıyorum.
Ben bu agaclara bayiliyorum




 Baliklar bir küvetin icindeydi ve yukaridan bakabiliyordunuz. Bir ara üzerime dogru geldiler, o arada bu resimleri cekmeye calistim.




























4/21/2013

Artjournaling

Yeni bir şey keşfettim. Artjournaling dedikleri bir şey. Yani bir günlüğe çizimler ile, yapistirdigin fotoğraflar ile, renkli kalemler, sulu boyalar vs. ile o gün yaşadıklarını yada hissettiklerini anlatmak.
Ben çizimde o kadar yetenekli olmadığım için ufak birşeyler denedim ve çok zevkli olduğunu söyleyebilirim.
Yıllardır günlük tutarım. Bir kaç yıl önce bir kaç günlüğümü içinde yazılmış olanlardan dolayı çöpe attım. Hatırlamak istemediğim anılar ile doluydu.
Bir de günlük tutmak kolay değil. Her gün gerçekten de başına oturup yazmak gelmiyor insanın içinden.
Bu yüzden böyle ufak çizimler ve bir kaç satır ile o günü bir yere kayıt etmek güzel bir fikir olarak geldi bana. Bundan sonra herhalde burada birşeyleri anlatırken, ufak cizimlerimi de ekleyeceğim.


Resimler Google'den alintidir

4/17/2013

Şişenin dibi

Geçen perşembe günü aslında yine her ay gittiğimiz şairler akşamına gidecektik fakat okulumuzun ekonomi profesörü oğlanları, yani benim Sheldon ile en yakın arkadaşımız olan J'yi yemeğe davet edince biz kızlar da hanımlar toplanıp bir yerde yemek yiyelim, erkeklerin dönmesini bekleyelim dedik.
Akşam saat 19:00'da çok güzel bir thai restoranında buluştuk. Ortam harikaydı. Masalar camdandi ve camın altında masalarda çok güzel tahta üzerine çizilmiş desenler vardı.





Restoranda genellikle yesil renk hakimdi ve ben yesil rengi cok severim.
Elimize yemek listesini tutusturdular, seçim yapmak çok zor oldu. Ben genellikle basmati pirinç ile hiç bir sey kullanilmadan sadece haşlanmış pilavı çok seviyorum, o yüzden yanında bu pilav olmasını istedim yemeğimin ve sonunda tatlı bir sosla sebzeli haşlanmış tavuk etini seçtim.





Ekonomi profesörümüz çok ilginç bir adamdır ve mecliste yer aldığı içinde tanınmıştır. Her akşam alman haberlerinde kendisine raslayabilirsiniz ve onun öğrencileri olmaktan mutluluk duyuyoruz. Senede bir kere muhakkak noel pazarına en sevdiği öğrencileri davet eder ve tüm yemeklerin ve içeceklerin masrafını karşılar. Bu dönemde biz yavaş yavaş mezunluga adım attığımız için her fırsatı değerlendirip öğrencileri bir etkinlikte bir arada topluyor.
Restoranda otururken dedim ki, benim bildiğim hoca yine şişenin dibine vurmuştur ve biz sarhoş olan erkek arkadaşlarımızı gidip almak zorunda kalacağız.
O arada İsa J'ye mesaj attı, bende Sheldon'a. Oğlanlardan gelen sadece gülücüklü bir mesaj oldu ve sarhoş oldukları anlaşıldı.

Restorandan çıkıp sevdiceklerimizin bulunduğu restorana gittik ve profesör bağırarak çağırarak bizi karşıladı. Meğerse o arada sevdiğimin sevgilisinin kim olduğunu öğrenmek için yarım saattir uğraşıyormuş. Benim Sheldon ile birlikte olduğumu duyunca çok sevinmiş ve Sheldon'a dönüp 20 yıldır bu üniversitedeyim ve siz ilk bildiğim türk-alman çiftsiniz dedi. Su çok akıllı bir kadın, ileride herşeyi yönetecek durumda. Sizi yönetir, evi yönetir, çocukları yönetir ve ayrıca bir bilgisayar mühendisi olarak eve birde maddi anlamda çok büyük katkısı olur. Değerini bilin dedi Sheldon'a. Ben çok mutlu oldum tabiki.

On bir buçukta almaya gitmiştik çocukları, laf lafı açtı ve biz ancak gece bir buçukta eve dönebildik. Güzel bir akşam geçirdik ve profesörümüz iki hafta sonra perşembe günü yine aynı restoranda buluşacağımızı söyleyip restorana rezervasyon yaptırdı bile. Biraz alkollü olmanın verdiği durumu da göz önünde bulundurursak ajandasına kayıt etmediyse, haftaya perşembe kesin unutacakatir :)
Ertesi sabah kantinde görüp "Günaydın hocam, nasılsın?" diyerek yüzüne gülümsedim. Sonuçta ben içmemistim, İsa içmemisti ve yinede onların o hali sayesinde çok eğlenmiştik.
"8 şişe şarap devirmişiz. Başım ağrıyor. Bu sabah dersim vardı. Şimdi eve gidip yatacağım" dedi :)
İlginç bir akşam, gece ve ertesi gün geçirdim efendim. Sevgiler.