Ben bu gün aslinda cok kisa da olsa ugramistim. Tam gidecektim ki nereye bu gün babamin dogum günü dedi. Bende kaldim.
Sonra babaanne ile yemege gittik. Sekseninci dogum gününü kutladigi yere.
Biz oraya vardigimizda bizi bekliyordu babaanne. Beni de görünce sevindi.
Bu aralar yediklerime dikkat etmeye calisiyorum. Daha cok sebze agirlikli beslenmeye calisiyorum. Bu yüzden bu yemegi sectim.
Pirasa ile bezenmis ve sadece mantardan olusan köfte. Yanina da biraz pilav.
Sonra eve döndük. Ve aslinda hic ayaga kalkmak istemeyen köpekler ile yürüyüse ciktik.
Solda ki Alba. Kendisi bana asik. Bende onu cok seviyorum. Bu gün Sheldon onun tasmasini benim elime verdi. Her sokak basinda otur Alba dedikce oturdu ve arabalarin gecmesini bekledikten sonra gel Alba demem ile yürümeye devam etti. Beni ara sira da olsa dinliyor sag olsun :)
Sonra bahcede ki masayi süsledi Sheldon'un annesi. Stefan'in dogum günü var diye kaynana adayimin kiz kardesi ve annesi babasi da geldi. Bahcede oturup kahve icip pasta yedik.
Almanya bu gün güzel hava gecirdi. 24 dereceyi gördüm efendim.
Insanin kendi evi gibisi yok herhalde. Bizim kendi evimiz yok ama bu duyguyu sevgilime gidince yasiyorum.
Bahce baharin da getirdigi güzellikler ile dolu. Rengarenk.
Burasi da Sheldon'un odasi. Manzaraya bayiliyorum.
Sheldon Potsdam'a gittiginde bana oradan ufak bir hediye almis ama vermeyi unutmus. Unutkan sevgilim. Teyzesi "begendin mi?" diye sorunca aklina geldi ve bana hediyesini verdi. Gül yapraklarindan olusan bir Likör diyelim. Icinde de cayini tatlandirman icin sekerler bulunuyor. Simdi sekerlerden bir tanesini cayima attim ve gül kokusu yayildi tüm eve. O kadar güzel ki anlatamam.
4/24/2014
4/16/2014
Kilise Canlari
Haftasonu Sheldon ile katildigimiz dügünde herkes sizin dügününüzü dört gözle bekliyoruz dedi.
Türk-Alman karisik bir seyler olacak.
Kizlar kina gecesi görme hevesinde.
Ben ise "daha evlilik teklifi almadim, size ne oluyor?" desem de, Sheldon'un bir arkadasi "oda yakinda gelecektir" dedi.
Zaman hizla ilerliyor. Günler günleri kovaliyor bu iliski denilen güzel seyin icinde.
Iki bucuk sene olacak neredeyse ve ben kendimi evlilik hayallerine kaptirmis degilim aslinda.
Arkadaslarimiz evlendikce üzerimizde ister istemez bir baski mi olusuyor onun da farkinda degilim.
Kilise de mi evleneceksiniz diye sordular bir de. Yok canim daha neler dedim. Alman dügünlerine katilmama, kilisede onlar ile birlikte kutlamalara katilmama seviniyorlar. Cünkü baska birisi yapmazdi belki, bu kadar acik görüslü olamazdi diyorlar.
M.'nin kiz arkadasi hic bir eglence katilmiyor mesela.
Kiz Alman olmasina ragmen, ne bir davete icap ediyor ne de arkadas ortaminda bir yere yemege gittigimizde geliyor. M. her zaman yalniz kaliyor.
Herkes bu durumdan sikayetci.
Gecen sene katildigimiz bir dügüne tesrif etti hanim efendi. Aksam yemegin ortasinda kalkti gitti. Basi agriyormus. Ki Almanlar da yemek siparisi ve tüm organizasyon gelen misafir sayisina göre ayarlaniyor.
Davetiye ile bir cevap kartpostali gönderiyorlar.
Bu kartpostala yaziyorsunuz, kac kisi geleceginizi ve yemek konusunda özel bir isteginizin olup olmadigini.
Hanim efendi her ne kadar o kadar insanin arasinda fark etmesede hem M.'nin aksamini hemde onun icin özel organizasyon yapan ciftin aksamini mahvetti.
Demem o ki. Ben durumumdan memnunum. Iliskim icin yeterince öz veriyi gösterdigime inaniyorum. Iki farkli kültürden bir araya gelen insanlarin isinin iki kat zor oldugunu düsünüyorum.
Türk-Alman karisik bir seyler olacak.
Kizlar kina gecesi görme hevesinde.
Ben ise "daha evlilik teklifi almadim, size ne oluyor?" desem de, Sheldon'un bir arkadasi "oda yakinda gelecektir" dedi.
Zaman hizla ilerliyor. Günler günleri kovaliyor bu iliski denilen güzel seyin icinde.
Iki bucuk sene olacak neredeyse ve ben kendimi evlilik hayallerine kaptirmis degilim aslinda.
Arkadaslarimiz evlendikce üzerimizde ister istemez bir baski mi olusuyor onun da farkinda degilim.
Kilise de mi evleneceksiniz diye sordular bir de. Yok canim daha neler dedim. Alman dügünlerine katilmama, kilisede onlar ile birlikte kutlamalara katilmama seviniyorlar. Cünkü baska birisi yapmazdi belki, bu kadar acik görüslü olamazdi diyorlar.
M.'nin kiz arkadasi hic bir eglence katilmiyor mesela.
Kiz Alman olmasina ragmen, ne bir davete icap ediyor ne de arkadas ortaminda bir yere yemege gittigimizde geliyor. M. her zaman yalniz kaliyor.
Herkes bu durumdan sikayetci.
Gecen sene katildigimiz bir dügüne tesrif etti hanim efendi. Aksam yemegin ortasinda kalkti gitti. Basi agriyormus. Ki Almanlar da yemek siparisi ve tüm organizasyon gelen misafir sayisina göre ayarlaniyor.
Davetiye ile bir cevap kartpostali gönderiyorlar.
Bu kartpostala yaziyorsunuz, kac kisi geleceginizi ve yemek konusunda özel bir isteginizin olup olmadigini.
Hanim efendi her ne kadar o kadar insanin arasinda fark etmesede hem M.'nin aksamini hemde onun icin özel organizasyon yapan ciftin aksamini mahvetti.
Demem o ki. Ben durumumdan memnunum. Iliskim icin yeterince öz veriyi gösterdigime inaniyorum. Iki farkli kültürden bir araya gelen insanlarin isinin iki kat zor oldugunu düsünüyorum.
4/14/2014
Blogum da ne isin var senin
Felancanin birisi benim blogumu hacklemeye calismis :( Bu sabah saat dokuz bucukta Michigan USA'dan birisi hesabima giris yapmaya calismis ve basarili olamamis. Simdi sifremi degistirdim. Bana bir bildirim maili geldi.
Sana sesleniyorum. Ne isin var lan benim blogum da? Zaten agiz tadi ile surada iki satir yazamiyoruz.
Bir de sen haklemeye calisiyorsun. Ne yapayim yani, alip basimi buradan da mi gideyim?
Sana sesleniyorum. Ne isin var lan benim blogum da? Zaten agiz tadi ile surada iki satir yazamiyoruz.
Bir de sen haklemeye calisiyorsun. Ne yapayim yani, alip basimi buradan da mi gideyim?
4/05/2014
...
Dün Sheldon'un bu sıralar okul nedeni ile Yeni Zelanda da bulunan kız kardeşinin doğum günüydü. Babaanne o olmasada yinede C.'nin şerefine buluşup yemek yiyelim demiş beni de unutmamış, sağ olsun.
Tren ile gittim. Çok şirin bir restoranda yemek yedik. Adı Polers Häusje.
Sonra masamızın fotoğrafını çekip C.'ye gönderdim. Almanya ile Yeni Zelanda'nin arasında 8 saat fark var. Yani orada Pazar sabahı olmuştu. C. hemen mesaj attı. Afiyet olsun. Çok mutlu oldum. Öpüyorum hepinizi diye.
Tren ile gittim. Çok şirin bir restoranda yemek yedik. Adı Polers Häusje.
Sonra masamızın fotoğrafını çekip C.'ye gönderdim. Almanya ile Yeni Zelanda'nin arasında 8 saat fark var. Yani orada Pazar sabahı olmuştu. C. hemen mesaj attı. Afiyet olsun. Çok mutlu oldum. Öpüyorum hepinizi diye.
3/28/2014
Potsdam
Sheldon Bilgisayar Mühendisleri Sempozyomu için Potsdam'a gitti.
Dün sabah beste araba ile yola çıkan beyefendi on birde Potsdam'da ki oteline vardı ve hemen bana "vardım" diye mesaj attı.
öğlene doğru gittiği üniversitenin fotoğraflarını gönderdi. O kadar güzel ki anlatamam.
Etraf yemyeşil ve göller ile süslenmiş.
Bizim üniversite de master tezini yazdığı hoca sayesinde dün orada tezi hakkında 10 dakikalık bir sunum yaptı. Oteli Perşembe'den Cuma'ya ayarlamislar Sheldon da Cuma'dan Cumartesi'ye uzatmış.
Liseden bir sınıf arkadaşı şimdi Berlin'de yaşıyormuş onunla buluşup gezeceklerdi.
Kısa bir tatil oldu. İyi oldu da bende gideydim öhö
Dün sabah beste araba ile yola çıkan beyefendi on birde Potsdam'da ki oteline vardı ve hemen bana "vardım" diye mesaj attı.
öğlene doğru gittiği üniversitenin fotoğraflarını gönderdi. O kadar güzel ki anlatamam.
Etraf yemyeşil ve göller ile süslenmiş.
Bizim üniversite de master tezini yazdığı hoca sayesinde dün orada tezi hakkında 10 dakikalık bir sunum yaptı. Oteli Perşembe'den Cuma'ya ayarlamislar Sheldon da Cuma'dan Cumartesi'ye uzatmış.
Liseden bir sınıf arkadaşı şimdi Berlin'de yaşıyormuş onunla buluşup gezeceklerdi.
Kısa bir tatil oldu. İyi oldu da bende gideydim öhö
3/23/2014
Pazar
Dün aksam Sheldon'un arkadasi Denyo'nun Polterabend'ine gittim. Dünyanin bir kere daha kücük oldugu ispatlandi benim icin dün aksam.
Mekanda bir bayan icecek bir seyler istedi. Bende barin yaninda oturuyordum. O bana bakti, ben ona baktim. Cikaramadim. Dedim acaba lise birinci sinifta ayni sirada oturdugum Ruth mu ?
Neyse bayan gidince hemen Denyo'ya sordum ve adini söyledi. Adi tutuyordu, soyadi degil.
Herkes benim gibi bekar mi kalacakti? Evlidir, soyadi degismistir dedim.
Ruth da o arada Denyo'ya benim kim oldugumu sormus. "Oda seni sordu" demis Denyo.
Hemen Ruth'un yanina gittim. Sarildik birbirimize. Sinifi konustuk. Melanie ile görüsüyormus. Melanie'nin de iki cocugu varmis. Ruthunda 5 ve yedi yasinda cocuklari varmis. Liseyi bitirdiken sonra polis olmus.
Eski günleri yad ettik. Üc hafta sonra kilise de dügün olacak.
"Polisler ile kiliseyi basacagiz sakasine" dedi Ruth. "Denyo'nun haberi yok, sakin söyleme" dedi.
Söyler miyim hic?
Meger Ruth biz liseye giderken Sheldon'un komsu kiziymis. Simdi oradan tasinmis ama annesi babasi hala orada oturuyormus.
Dünya gercekten de cok kücük.
Mekanda bir bayan icecek bir seyler istedi. Bende barin yaninda oturuyordum. O bana bakti, ben ona baktim. Cikaramadim. Dedim acaba lise birinci sinifta ayni sirada oturdugum Ruth mu ?
Neyse bayan gidince hemen Denyo'ya sordum ve adini söyledi. Adi tutuyordu, soyadi degil.
Herkes benim gibi bekar mi kalacakti? Evlidir, soyadi degismistir dedim.
Ruth da o arada Denyo'ya benim kim oldugumu sormus. "Oda seni sordu" demis Denyo.
Hemen Ruth'un yanina gittim. Sarildik birbirimize. Sinifi konustuk. Melanie ile görüsüyormus. Melanie'nin de iki cocugu varmis. Ruthunda 5 ve yedi yasinda cocuklari varmis. Liseyi bitirdiken sonra polis olmus.
Eski günleri yad ettik. Üc hafta sonra kilise de dügün olacak.
"Polisler ile kiliseyi basacagiz sakasine" dedi Ruth. "Denyo'nun haberi yok, sakin söyleme" dedi.
Söyler miyim hic?
Meger Ruth biz liseye giderken Sheldon'un komsu kiziymis. Simdi oradan tasinmis ama annesi babasi hala orada oturuyormus.
Dünya gercekten de cok kücük.
3/21/2014
Benden, Senden, Bizden
*Burayı ihmal ediyorum. Aslında burası benim mabedim. Kaçmak istediğimde buraya gelirim. Gizli yazmak istediğimde buraya gelirim. Küfür edince buraya gelirim. Son zamanlarda pek bir faaliyet yok aslında hayatımda. Üniversite tatildeydi. Pazartesi başlıyor çok şükür. Evde oturmaktan bunaldım.
Bu arada bol bol çalıştım. Bir sürü kitap okudum ve arkadaşlarımın doğum günlerine katıldım. Evlenenler oldu bu arada. Heveslendim. Otur oturduğun yerde, üni bitecek ilk önce dedim.
*Bir arkadaşım bebek bekliyor. Mart'in altısı diye hatırlıyordum meğerse Mart'in ondokuzuymus. Bu gün 21. Mart, bebek hala gelmedi. Beyefendi de biliyor bu dünyanın ne boktan bir yer olduğunu.
Ben olsam, bende gelmem. Annemin karnında yüzer dururum. Oh mis.
*Sebastian'in en sevdiğim arkaslarindan olan K. bayanın bu gün doğum günü. Bizi diğer arkadaşlar ile evde oturmaya davet etti.
Doğum günü hediyesi olarakta bisiklet kilidi istemişti. Fakat bana gönderdiği mesajı diğer arkadaşlara da gönderdiği için birden fazla kilite sahip olmasın diye almadım.
Onun yerine daha cici bir şey aldım ve yiyecek bir şeyler yaptım. Birazdan giderken beraberimde götüreceğim.
*Yarın da Sebastian'in diğer arkadaşlarının kına gecesi. Bizim bildiğimiz gibi kına gecesi değil tabi ki. Polterabend dedikleri. Gelenler beraberinde eskimiş porselenlerini getiriyor ve girerken kapıda kırıyorlar. Evlenecek çift tüm akşam kırılan porselenleri temizlemekle uğraşıyor. Gerçi Denyo ve Tina Polterabend'i her zaman gittikleri kilerde yapacaklar. Kimsenin orada porselen kıracağını zannetmiyorum çünkü yanda çocuk yurdu var.
Not: Isimler ya kisaltilmis yada degistirilmistir. Ama anlattiklarimin hepsi gercektir. Bir tek Sebastian'in adi degistirilmedi ona da Sheldon diyorum ara sira.
Bu arada bol bol çalıştım. Bir sürü kitap okudum ve arkadaşlarımın doğum günlerine katıldım. Evlenenler oldu bu arada. Heveslendim. Otur oturduğun yerde, üni bitecek ilk önce dedim.
*Bir arkadaşım bebek bekliyor. Mart'in altısı diye hatırlıyordum meğerse Mart'in ondokuzuymus. Bu gün 21. Mart, bebek hala gelmedi. Beyefendi de biliyor bu dünyanın ne boktan bir yer olduğunu.
Ben olsam, bende gelmem. Annemin karnında yüzer dururum. Oh mis.
*Sebastian'in en sevdiğim arkaslarindan olan K. bayanın bu gün doğum günü. Bizi diğer arkadaşlar ile evde oturmaya davet etti.
Doğum günü hediyesi olarakta bisiklet kilidi istemişti. Fakat bana gönderdiği mesajı diğer arkadaşlara da gönderdiği için birden fazla kilite sahip olmasın diye almadım.
Onun yerine daha cici bir şey aldım ve yiyecek bir şeyler yaptım. Birazdan giderken beraberimde götüreceğim.
*Yarın da Sebastian'in diğer arkadaşlarının kına gecesi. Bizim bildiğimiz gibi kına gecesi değil tabi ki. Polterabend dedikleri. Gelenler beraberinde eskimiş porselenlerini getiriyor ve girerken kapıda kırıyorlar. Evlenecek çift tüm akşam kırılan porselenleri temizlemekle uğraşıyor. Gerçi Denyo ve Tina Polterabend'i her zaman gittikleri kilerde yapacaklar. Kimsenin orada porselen kıracağını zannetmiyorum çünkü yanda çocuk yurdu var.
Not: Isimler ya kisaltilmis yada degistirilmistir. Ama anlattiklarimin hepsi gercektir. Bir tek Sebastian'in adi degistirilmedi ona da Sheldon diyorum ara sira.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)





