10/25/2013

Doctor Who


Boş bıraktım buraları biliyorum ama fazla anlatacak bir şeyim yok. Hikayelerim bitti, sözlerim sustu sanki. Günlük haline getirmek istemiyorum blogu, aslında buraya kaçmak en güzeli.
Evdeyim bu aralar. Oturma odasında bulunan üçlü koltuk ile bir bütün oldum bir haftadır. Sebastian da bana mesaj atıp duruyor. Nasıl oldun? Bu gün kendini nasıl hissediyorsun? Ağrın var mı? Biraz rahatsızım da. Bilenler bilir, detaya girmiyorum.
Yazı yazmaktan, hikaye kurmaktan, hayal üretmekten korkar oldum. Herşey aleyhime kullanılacakmış gibi hissediyorum bazen.
Ne zamandır müzik dinlemediğimin de farkındayım. Çok özledim aslında. Şöyle sakin kafa ile oturup bir filim seyretmek istiyorum yatakta uzanıp yan yattığım anda uykum geliyor bu sefer filimin hepsi uçup gidiyor.

Bir arkadaşım tiyatrolarda, sinemalarda en son vizyona ne girecek işi gereği haber alıyor. Doctor Who dizisini seyrettiniz mi hiç? Handı şu mavi polis kutusu ile zaman içinde gezip ilginç hikayeler yaşayan adam. Ha işte o dizinin 23.11.2013 tarihinde sinemada jübile bölümü var. Dün Katharina mesaj attı. Gelirmisin dedi. Tabi ki gelirim dedim. 15€ giriş ve üç boyutlu filim. Oh, çok sevinçliyim.
Kendim için bir şey yapayım bari. Zamanda ışınlanma makinesi asla olmayacak ama ben yinede seviyorum bu düşünceyi.

10/06/2013

Baslik yok lan

Pazar günlerini hiç sevmiyorum ben ya. Benim için çok sıkıcı geçiyor. Anneciğim de her işi bu güne yüklediği için hiç bir şey yapmadan salak gibi oturma planlarım alt üst oluyor. Birazdan ev temizlenecek, sonra yemek yapılacak. Sonra ütü falan derken hop akşam oldu çok şükür ve bu kasvetli günde bitti. Güneşi Beklerken dizisi var bu akşam. Geç vakite almadılar ise onuda seyreder yatarım ben. Hadi eyvallah.


10/04/2013

Adam blog yapmış kendine


Yeni birisi blogumu okumak için takibe alınca fırsatım olunca bakıp blogu hoşuma giderse bende takibe alıyorum. Bir nevi iadeyi-ziyaret yapıyorum.
Birine baktım da adamın 6 tane blogu var. Yuh dedim ulan, biz bir tanesine zor yetisiyoruz adam 6 tane blog yapmış kendine.
Yok canım hangi birini takibe alacağım ki ben?
Kaldı öyle ...


Görsel alintidir.

10/02/2013

Özürü kabahatinden de beter

>Öncesi 

Geçen sene ufaklığa doğum günü kutlaması yaptıklarında salonda olacağını söylememişlerdi. Bende mesaj atıp ufaklığın doğum gününü kutlayınca buyur gel demişti, annemin oradayız. Bende evde kalabalık etmeyelim şimdi deyip facebookta sonradan fotoğrafları görünce salonda kutlama yapıldığını anlamıştım.
"İnsan bir haber verir, çocuğumuz yok mu diye cagirilmiyoruz?", diye mesaj attıktan sonra bu gün cevap geldi hanımefendiden. Ne dese beğenirsiniz?
"Yok ya vallahi geçen sene çağırdım gelmedin bu senede hiç aklıma gelmedi gelmezsin diye."
Buna ne denir şimdi?
Özürü kabahatinden de beter.

9/30/2013

Bundan sonra adamına göre muamele

İyi ki burayı açmışım lan. İyi blogger arkadaşlarım hariç kimliğimi kimseye aciklamamisim. Daha doğrusu bu blogun varlığından reelden kimseye anlatmamisim. Burası benim mabedim yoksa ben nerede içimi döküp istediğim zaman küfür edeceğim lan?
Çok yakın bir arkadaşım var benim. Tayfun diyelim adına. Tayfun ve abisi ve ben bir arada büyüdük. Ben onların evinin kızı, istediğim zaman girer çıkarım. Fenerbahçe maçlarını birlikte seyrederdik. Abisi ile bu aralar aramız limoni ama yinede her görüştüğümüzde sarılır öperiz birbirimizi.
Tayfun üç sene önce bir arkadaşım ile bir araya geldi. Uzaktan tanırım N.yi. Sonra Tayfun ile birlikte olduğu için onunlada kaynastik. Neyse iki sene önce çocukları oldu. Canım ciğerim, kuzum benim. Çok seviyorum ufakligi. Şimdi yavaş yavaş konuşmaya da başladı, adımı o kadar tatlı söylüyor ki bir görseniz.
Neyse E.nin 24 Eylülde doğum günü vardı. Mesaj attım doğum gününü kutladım. Zaten Tayfunun da 20. Eylül'dü. Neyse cevap gelmedi. İzine gidecekleri, belki gitmişlerdir diye düşündüm.

Dün öğle vakti bir baktım ki Facebook'a E.nin doğum günü pastası. Etrafında bir sürü ufaklık. Kutlama var belli. Evde de değil ha. Neyse akıllarına gelmemisim yine dedim çok üzüldüm.
Bir kaç saat sonra yine Facebook'a baktım bu sefer parti fotoğrafları çoğalmış. Bir sürü arkadasta gördüm fotoğraflarda. Salon tutmuşlar belli. Hep kadınlar, çocuklar.
Lan dedim bu ne? N.'ye mesaj attım "Haber verseydin keşke. Çocuğumuz yok mu diye cagirilmiyoruz? ;)" diye.
Gerçekten çok kırıldım. Ama bu benim N.'ye ilk kirilisim değil. Başlarım ben böyle arkadaşlığa. Hep biz arayalım, hep biz değer verelim. Hep biz koşturalım. S.k.tr. Bundan sonra adamına göre muamele.

9/16/2013

Günce

Cumartesi aksami sevdigim ve iki arkadasim ile bulustum. Sevdigimin ve arkadaslarimin oturdugu yerde ufak bir cafeye gittik. Bu güne kadar hep önünden geciyordum fakat hic gitmemistim. Ufak bir yer fakat calisanlari cok cana yakin ve yemekleri harikaydi.
Bende kendime mantarli krep sectim ve iki saat oturup sohbet ettik.


Bir kac gündür buraya yazi yazmadim. Biraz yogun günlerdeyim. Aksamlari eve geldigimde genellikle yorgun düsüyorum ve hemen yatiyorum. Onun haricinde her sey yolunda. Ders calisiyorum, ise gidip geliyorum. Bol bol fotograf cekiyorum. Günler böyle geciyor iste.

9/02/2013

Tüm kevaşelere ölüm

Cumartesi akşamı Sebastian'ın arkadaşlarının düğününe katıldık. Düğün çok güzel geçti. Herşey çok güzel düşünülmüştü ve salonun dekorasyonu harikaydı.
İspanya yemekleri ile açık büfe vardı ve tüm misafirler yemeğe doydu. Bol bol dans edildi ve harika vakit geçirdik.
Fakat bir sorun var. Çok sinirlendim hemde nasıl anlatamam. Daha önce arkadaş ortamında pek görmediğim bir bayan bizim oturduğumuz masaya gitti geldi ve her seferinde Sebastian'ı dansa kaldırmaya çalıştı. Sebastian da trance ve elektro müzikten başka müzik dinlemediği için çalan müziği sevmediğini söyleyerek her seferinde başından savdı kızı.
Sonra bir ara piste yakın bir masada ayakta dans edenleri seyrediyorduk ki bir baktım sahnede bulunan bu kız Sebastiana el ediyor "gel dans edelim" diye. Ben gözünün içine bakıyorum hatunun anladığı yok. Tabi ki biraz alkolü fazla kaçırınca ne yaptığını bilmediğini düşünüyorum. Sonra bize doğru geldi ve benim yanımdan geçip Sebastiana hadi gel dans edelim diyerek adamı tuttu ve piste çekti.
Ben tabi sinir krizi. Biz bu güne kadar boy farkı yüzünden bir kere bile dans etmemişken bu kız kim oluyor da benim sevgilimi benim yanımdan alıp götürüyor diye düşündüm.
Sinirlendiğimi fark eden diğer bir kız arkadaşım yanıma geldi ve hiç sinirlenme. Sebastianı hepimiz biliyoruz asla kötü niyetli değil ve ayrıca bu kızın lezbiyen olduğunu düşünüyoruz hepimiz dedi.
Bu şu an beni rahatlatmıyor. Bu ne demek oluyor ya diye söylendim. Bu sefer kız arkadaşım dedi ki, tüm gece kıçını sergileyen bir şırfıntıdan ne bekliyorsun. O yeterince rezil oldu bu akşam zaten dedi.
Evet kız giydiği elbisesinin altına kilotlu çoraptan başka bir şey giymemişti. Elbisesi yukarıya kaydıkça elbisesinde bulunan yırtmacından götü göründü. Vallahi adamın suçu yok biliyorum ama böyle kevaşeler de gebersin bir zahmet.