9/28/2012

MiM

Entelektüel Karslinin blogunda gördüm. Hoşuma giden bir mim oldu. Gerçi o mimlere pek cevap vermeyi sevmiyor ama, onada ilginç gelmiş olacak ki katılmış mime.
Bende izniniz ile mime katılıyorum ve birazdan mimleneceksiniz ;)



Yemek olsan ne yemeği olurdun?
Annemin en çok sevdiğim yemekleri arasında. Tavuk suyuna pişirilmiş pilav olurdum. Üzerine de yoğurt döküldüğünde tadimdan yenmezdi, oh mis.
 
Müzik aleti olsan hangisi olurdun?
Çok ilginç bir soru. Ama kanun olmak isterdim herhalde. O kadar narin ve ince.

Araba olsan hangisi olurdun?
Üzerinde 'Şehit ailelerine bedava' yazan o güzel sarı taksilerden olmak isterdim.

Aylardan hangisi olurdun?
Doğduğum ay Mayıs olurdum. Yavaş yavaş soğukların bittiği, yağmurların biraz bol olduğu ama yinede yaz aylarının habercisi olurdum.
 

Ayakkabı olsan hangisi olurdun?
Pezevenk kundurası demiş Emrah, gerçi onun ne olduğunu bilmiyorum ama ben Chuks olurdum ya. Rahat kızların, topukla benim gibi ugrasamayanlarin ayaklarında dolanirdim.

Kıyafet olsan hangisi olurdun?
Siyah saten elbise olurdum. Giyinildigim zaman çok ağır fakat mağrur dururdum.

Renk olsan hangisi olurdum?
Hiç düşünmeden tabiki yeşil.

Hayvan olsan hangisi olurdun?
Sincap olmak isterdim. Çok şekerler ya.

Şuan okuduğun kitabın 137. sayfasında neler var?
Su an Elif Şafak'in Bit Palas adlı romanını okuyorum. Ama almanca olduğundan dolayı 137. sayfada ne var yazmayacağım şimdi.

Hangi insanoğullarını " mim" liyorsun?
Bayan Kuş, Patrick Pat, Barikanın Kuyusu, Su Bulut, Can Yılmaz, Gülçin Çömen, Superince Parlak, Melodram, Sevdanın Dünyası 
   
 

9/25/2012

Bozmayin cekiyorum

Yılan hikayesine dönmüş ilişkilerin mutlu sonla sonlanması benim ilgimi çekiyor. Bu bahsi geçen ilişkilerde ortalığı karıştıranlar genellikle aileler oluyor.

Hikayemiz bir mobilya mağazasında gelişiyor.
Ciftimiz yıllardır çıkıyor. Aileler tanismistir, söz kesilmiştir. Yıllardır gizli saklı buluşmalar bitmiş, herkes rahatça bu ilişki hakkında konuşmaya başlamıştır.
Düğün hazırlıkları vardır, daha doğrusu ev diziliyordur. Nikah daha kiyilmamistir.

Evet evet, çekiyorum kıpırdamayın şipşak ... Çektim
Yer: Mobilya mağazası
Kişiler: gelin adayı, damat adayı, damat annesi, gelin annesi.

Yatak odası dizilecektir ve herkesin geleneği göreneği farklıdır.
Gençlere laf düşmez bir türlü.
Gelin kız yatak odasının beyaz olmasını ister. Damat adayı zaten gelin adayının ne istediğini önemser.
Aniden ortalık karışır.

Gelin annesi: 'Zaten size gül gibi kız veriyorum birde yatak odasını mi alacağım?' diye bir laf eder.
Damat annesi: 'Dur bakalım kızmı, daha göremedik' der: :o
Gelin adayının gözleri fal taşı gibi açılır. Damat adayı annesini cimcikler.

Filim koptu.
Çift ayrılır. Aileler kavgaya girişir. Gelin adayı üzgün, damat adayı hayatına kahreder.
Aylar geçer. Çift birbirini çok sevdiklerinden dolayı gizli saklı buluşmaya başlar yine. Tıpkı ilişkilerinin başında olduğu gibi, en yakın arkadaşlardan başka kimsenin haberi yoktur. Herkes üzülür. Çıkar yol arar.

Filimi birbirine bağladık.
Aileler bir araya geldi. Herkes can ciğer kuzu sarması. Eşyalar alındı, yatak odası şimdi bembeyaz ve damat babası ödedi.
Gelin annesi dediğini yaptırdı yani.

Bozmayın tabloyu çekiyorum ... Şipşak. Çektim.

Bugün eve davetiye geldi. Bu yılan hikayesine dönen hikaye sonunda mutlu sonla bitiyor. Yakında hem kına var, hem düğün. Ama ben hala mobilya mağazasında kaldım.
'Sana ne Su' diyorsunuz degilmi?
Evet haklısınız, bana ne canım. Ama ben böyle şeylere çok üzülüyorum. Aileler biraz çenesini tutmayı öğrensin. Böyle hazin hikayeler mutlu sonla son bulsada, benim içimden bu sefer düğüne gitmek bile gelmiyor.

© Su

Nazara geldim lan

Pazar günü pazarda satış yaptığımdan bahsetmiştim. Pazarda ilginç bir olay da oldu. Onu anlatmayı unuttum vallahi.
Kadının biri gelip komşunun bana satmam için verdiği fincanlarin iki tanesini satın aldı. 'Gazete kâğıdına saramısınız?' dedi ve ben gazete kâğıdı olmadığı için saramayacağımı söyleyip özür dilerim. Kadının yanında kcoasıda vardı ve oda dedi ki: 'Olsun, masadaki kiyafetlerden al, ona saralım'.
Kadın böylelikle kıyafet bakmaya başladı ve adam benimle sohbete daldı.
Türk olduğumu anladıklarından dolayı bir iki kelime türkçe parçaladıktan sonra kadın aniden bana 'Elinize bakabilirmiyim?' dedi ve bende boş bulunup elimi açtım.
Kadın falcı ve şifacı olduğunu söyleyip, bel sorunum olduğunu bu yüzden ağrı çektiğimi ve yinede ruhumda bulunan pozitif enerjigi hissettiğini ve beni çok sevdiğini söyledi.

Gerçekten de bel sorunum var.

Ama pazardan beri belim iyice ağrımaya başladı. Kadın bana nazarmı değdirdi lan?

© Su

9/23/2012

Pazari pazarda gecirdim

Bu sabah besi çeyrek gece babamın bana seslenen sesi ile uyandım. Biz bugün almanların bit pazarı dedikleri, ikinci el eşyaların satıldığı pazara satış yapmaya gittik.
Bir çok kiyafetim vardı, kilo verdiğimden dolayı bana olmayan ve alipta doğru dürüst kullanmadığım el çantaları.

Sabahın altısında satış yapılan yere vardık ve kuyruğa girdik. Arabamızın boyunu ölctürüp, stand fiyatını ödeyip yerimize geçtik. Altıyı çeyrek geçiyordu ve 7'den önce standı kurmak ve 10'dan önce satış yapmak yasaktı.

Arabanın içinde oyalandık. 7'de standimizi kurmaya başladık ve babamla değiş tokuş ederek etraftaki standları gezdik ve saat 10 olduğunda satış yapmaya başladık.

Kadınlar çok ilginç. Teyzeler yani. Benim güzelim kiyafetlerim 1 yada 2 Euroya dururken sen git yan standtan eski kullanılmış kahve fincanlarini, çarşafları satın al. Neyse yinede satış yapabildim. El cantalarimin hepsini sattım neredeyse. Kiyafetlerden de kışlık olanlar ikişer euroya gitti.

Bir kaç hafta sonra üniversitenin kampüsünde satış varmış. Yan standta bulunan kadınlar yıllardır bu işi yaptıklarından dolayı, oraya gitmemi tavsiye ettiler. Üniversite öğrencileri kıyafetleri daha çok alıyormuş. Bende öyle yapacağım herhalde.

Kısa günün kârı biraz elime para geçti ve benim için farklı bir deneyim oldu.

Şimdi evdeyim ve uykum var, fakat şimdi yatarsam uyuyamayacagim biliyorum.

© Su

9/22/2012

Cumartesi 22.09.2012

Bu gün babamın çalıştığı iş yerinin yaz şenliği vardı. Evet geç kalmış olsalarda yaz şenliği yaptılar. Babamda altıncı ayda daha yeni iş yerine başladığı için, kendimizi gösterelim, millet ailesini görsün baabinda kalktık cümleten gittik. Oturduk iki saat ve kahve içtik, pasta yedik. Gelen geçenleri seyrettik. Yaz şenliği aslında özel bir şirketin kulübü olan bir alandaydi ve etrafta mangal yakma yerleri vardı ve golf oynama yeri, voleybol sahası vs. vs.

Babam şirkete daha yeni girdiğinden bir kaçını tanıyor ve aslında benim babam tır şoförü ve gelenlerin arasında ufak minibüs kullananlar var olduğundan, babam çoğunu tanımıyordu.


Hep birlikte yemek yenicek falan demişlerdi ama biz 2 saat sonra sıkılmaya başladığımızdan dolayı, yemek yenmeden kalktık. Zaten şimdi mangal yakacaklardı ve mangalda tüm etler karışık olacaktı(domuz eti ve sığır) ve biz yiyemeyecektik. Migdemiz kaldirmayacakti.

Herkesle vedalaştıktan sonra ayrıldık ve bir çin lokantasında makarna yedikten sonra eve döndük.

Bu arada gidip Media Markt'ta iPhone 5'e baktım ve açıkçası beklediğimden de iyi. Ben daha uzun diye kullanılmaz diyordum ama hiç fark edilmiyor uzunluğu bile. Neyse hoşuma gitti fakat şimdiki kontratim gelecek senenin Nisan ayına kadar devam ettiği için, o zamana kadar yeni bir telefon almayı düşünmüyorum.

Böylelikle bir günü daha bitirmiş durumdayım. Yarın sabahın köründe kalkıp pazara satış yapmaya gideceğim. Yarın akşam eve döndüğümde yorgunluktan yazamam belki. Hadi şimdilik bye.

© Su

İlginçsiniz lan siz

Dün türk konsolosluğunda hüviyet işlemleri hallettikten sonra çarşıya inip saatlerce çarşı pazar gezdim. 'İyide bunda sorun ne?' der gibisiniz degilmi?
Ben hiç bir zaman saatlerce çarşı pazar dolanmaktan zevk alan, bir sürü kıyafeti giy çıkar, giy çıkar yapan bir kadın olmadım.
O yüzdendir ki bana çarşı pazar gezmek çok zor geliyor. Bana diyeceksiniz ki 'Su git şuradan şunu al, bak bundan felanca yerde var' işte ben o zaman gidip elimle koymuş gibi bulup alacağım, çıkacağım o çarşı pazar kalabalığından.

Beni kitapçılara salın, defter kalem satan dükkanlara salın, daha mutlu oluyorum.

Neyse saatlerce çarşı pazar dolandıktan sonra kendime göre bir kaç eşya bulup eve döndüm. Bir kaç hafta sonra düğün var arkadaşın, orası için alışveriş yaptım. Bir çift ayakkabı aldım, benimkiler iyice eskimişti, yani gündelik giymek için.
Demem o ki, sabahtan akşama kadar çarşı pazar gezip elinde torbalarla dolanan, ve bu işlemi her gün yeniden tekrarlamaktan bıkmayan kızlar, bayanlar, kadınlar ilginçsiniz lan siz.

Yada ben anormalim :)

Su

9/20/2012

Ofis, Ögrenci, Cinnet

An itibarı ile ofisten bildiriyorum blog.
O kadar yoğun ve karışık bir gün ki anlatamam sana.
Bu gün ilk defa ofiste yalnızım. Geri kalan çalışanların hepsi iş gezisine gitti. Ben kayıt olmadığımdan dolayı bugün ofiste dört saat yalniz çalışıyorum.

Yeni başladığımı biliyorlarmış gibi telefonda tamamen ilginç sorularla beni deli eden öğrenciler oldu.
İnternet sitesine bakmayıp, tembellik yapıp 'Ay inşaat mühendisliğinin dersleri hangi gün, hangi saatte başlıyor?' diye soranlarda oldu. Oldu canım gelip istersen birde kıçını temizleyeyim.

Bazı öğrenciler gerçekten çok ilginç. Ama bunu buraya başlamadan önce bana söylemişlerdi zaten. Çok ilginç öğrenciler ve öğrenci adayları ile tanisacaksin diye. Bu arada Almanya saati ile 11:54 de olmuş. Yani bir saat sonra ofisi kapatıp yukarıda bulunan kantinde yemek yiyeceğim. Oh, mis ...

Hadi kalın sağlıcakla.

Su

DipNot: Bu arada Hicran beni ziyarete gelecekti. Yine ses soluk yok bu kizdan. Bunu okuyunca güleceksin biliyorum. Seni fena yapacagim ona göre :)