2/28/2013

Hasta

Titreme, yanma, üşüme halinde gelen grip beni benden etti.
O kadar kötü oldum ki, ofistekiler yürü eve gir yarında gelme dedi.
Simdi cebimde mendilim, üşüyen ellerim, yanan gövdem ile birazdan evdeyim.
Gideyim de annem bana baksın.
Öptüm kuzular.

Selamin-Hello

Dün bir kaç saatin içinde hastalanmayi başarmış Su'dan selamlar blogcanlar.
Akşam eve gittim, bir titreme, bir üşüme dedim tamam hapı yuttun Su.
Hemen bir aspirin, bir kaynamış grip çayı ama yardımcı olmadı tabiki.
Bütün hafta ofiste çalışmak zorundayım. Mecbur kaltim geldim.
iş yerinde patronlarimdan biri sağolsun hap verdi ve boğaz ağrım için pastil.
Benim çalıştığım ofis binanın tam ortasında. Yani ayrı bir kapım yada girişim yok. Bir hotelin resepsiyonu (bu kelimeyi doğrumu yazdım, bilemedim şimdi) gibi düşünün.
öğrenci kimliklerin üzerinde dönemin başlangıç ve bitiş tarihi yazıyor. Bu tarihler arasında kimliğimizle toplu taşıma araçlarını ve trenleri ücretsiz kullanabiliyoruz. Dönem sonunda kampüste bulunan bir makineye öğrenci kimliğimizi sokuyor yeni dönemin damgasını bastırıyoruz. Neyse bu makina tamda benim çalıştığım ofisin yanında. Demin birisi geldi bende bir arkadaşa benzetip hasta ve iğrenç sesimle "Ufuuuuukkk" diye bağırdım.
Çocuk bana döndü. Güldüm merhaba dedim.
Çocuk merhaba dedi. Ay bir baktım Ufuk değil. Hiç tanımadığım adam. Rezil oldum yani.
Hastayım uğraşmayın :) Ayrıca ben bu çocuğa sinir oluyorum. Bir kaç yazı öncesinde bir arkadaştan bahsettim, gidecek o kro ile evlenecek dedim. işte bu kro, o kro. Ne bağırıyorsun sinir olduğun adama değil mi ama?

Not: İsim değiştirilmiştir

2/27/2013

Sana soracaktim

Ben: Doktor birşeyim olmadığını söyledi.
K: Erken menapozami giriyorsun sen yoksa? 9 yaşında regl olmuşsun.
Ben: :O ne diyorsun sen ya? Ben daha evlenmedim, anne olmadım. 30 yaşındayım.
K: Eh biyolojik saat tık demeye başlamış, bir an evvel evlen çocuk doğur o zaman.
Ben: Teşekkür ederim ya, çok güzel moral veriyorsun.

iç ses: Sana kalmıştı zaten benim ne zaman, kiminle ne yapacağım or..pu

Not: Kusura bakmayın, iç sesimi ve nefretimi kusmam gerekiyordu. Oh rahatladım.

2/26/2013

Unutulmak inan ki yok olmak

Akla gelmemek diye birşey var. Sizde bilmiyorum ama beni hayatta en kıran şeylerden bir tanesidir unutulmak, yada hatirlanmamak.
Mesele geçen hafta hasta olduğumu doktora gideceğimi size bahsetmiştim. Çok endiseliydim. Etrafımda ki arkadaşlarıma anlatmıştım, kimi endişelenme birşeyin yok dedi, beni yatıştırdı. Doktor günü gelip çattığında ilk beni arayıp ne dedi doktor diyen arkadasta onlar oldular zaten.
Bir arkadaşım var ki, sormasını beklemiştim aslında ama ne aradı nede sordu. Elim cep telefonuna gitti whatsapptan yazacaktım, birşeyim yokmuş diye. Neden yazıyorsun ki, o seni sorsun dedim sonra kendime.
Şimdi ofisteyim. Bu arkadaşım ve başka bir arkadaşım daha bir kaç oda ötede bulunan ofiste.
Benimle aynı saatte paydos edecekler. Ben çalışma saatlerim tam yemek saatine denk geldidi için kantine çıkıp yemek yiyemiyorum. Neyse buradan çıkınca belki çarşıda birşeyler yeriz diye düşünüyordum.
Bir baktım ki demin elinde bir kutu, pizzacı geldi. Sipariş vermişler meğer. İnsan banada bir sorardı degilmi. Hemen telefonu elime alıp ofisin numarasını arayıp "Bende sonra çarşıda birlikte yemek yiyeceğiz sanıyordum. Hadi afiyet olsun" dedim kapattım.
Böyle ufak ayrıntılara takılıp üzülüyorum ben ya. Üzülmek istemiyorum ama sallamak istiyorum.

Anarşi sordu cevap verin

Sevgili Anarşi bir soru sormuş hepimize. Neden başka insanların hayatlarını merak ediyoruz diye. Çok güzel bir soru. Oturup iyice bir düşünmeli.
Yorum bölümünde bu konu hakkında sohbet eder olduk. Kendisi de kafamızı biraz karıştırdığını zannettiği için hangi bloggerı neden takip ettiğini, neden merak ettiğini yazmış. Benim hakkımda yazdığı şey çok hoşuma gitti.

SU: da kendi yaşamından çok bahsediyor erkek arkadaşını, üniversite de yaşadıklarını, arkadaşlarının sorunları çoğunu biliyorum :D Merak ediyorum işte! Gerçek hayattan bahsederken ayrıca acı yönlerini de, düzeltilmesi gereken esikleri de göz önüne sunuyor. 

Kendisi bu konu hakkında bir makale yazacakmış. Belki sizde yorum bölümünde ona yardımcı olmak istersiniz. Başkalarının hayatlarını neden merak ediyoruz?
 

Yardım eden elleriniz dert görmesin tık tık 

Sigara


Sigaranın kokusu beni rahatsız ediyor. Sigara aslında bana zarar veriyor. Akşamları boğazımda düğümlenen yumruk hep sigaranın yüzünden. Aslında o kadar çok içmiyorum da. Ailem kızıyor, bilmiyor diye evden cikmadigim günler hiç kullanmıyorum. Sonra bir dışarı çıkıyorum hop bir paket alıyorum. 3-4 gün yanımda gezdiriyor içiyorum.
Sevdiğim sigara içenlere karşı, sevmiyor. Bu yüzdendir ki son bir senede iyice azaltmış, sınav zamanları deli gibi içmiş fakat ne zaman onunla buluşsam saatler öncesinden kokmamak adına içmemiş yada üzerime envai çeşit parfüm sıkıp yanına gitmiş biriyim. Onun için bıktım, daha fazla kullanmak istemiyorum.
Şimdi kendimi sebze yemeye, çay içmeye, sakız çiğnemeye verdim. Kilo almazsam iyidir. Azimle mıçan duvarı delermis, azimliyim, bu sefer paket falan almayacağım, içmeyeceğim artık.

2/25/2013

Yol gecen hani

Sınavdı, izindi derken Şubat ayını evde ve üniversitede ders çalışmakla geçirdim. Bir ay sonra bu gün ofiste ilk günümdü. Bütün hafta ofiste çalışacağım ve bu gün neredeyse çıldırmak üzereydim. İnsanlar ile uğraşmak gerçekten bazen çok zor.
Yeni öğrencilerin kayıt işlemleri yapılıyor bu hafta. Geçen hafta da girişler yapılmıştı. Bu hafta sıra bekleyipte not oranı yeterli gelmeyen öğrencilerin kaydı yapılıyor. Yani geçen hafta gelmeyip yerlerini kabul etmeyen öğrenci adayların yerleri yeniden dağıtılıyor.
Almanya'da üniversiteye giriş biraz daha farklı. Ve bence bir an önce Türkiye'de bu sisteme geçmeli.
Bir sürü sınav ile deli etmesinler canım memleketimin çocuklarını.
Lise son sınıf diplomanizda not oranı hesaplanıyor. Bu not oranı ile hangi bölümleri okuyabileceginiz belirleniyor. Sizde istediğiniz bir bölüme baş vuruyorsunuz. Alindiginiz taktirde de üniversiteye başlıyorsunuz. Ha oldu ki alinmadiniz, bir daha ki dönem için tekrar basvurabiliyorsunuz.
Not oranı gerekmeyen bölümlerde oluyor. Mesela elektronik mühendisliğinin not oranı yok. Başvuruyorsunuz ve kayıt olup hemen üniversiteye başlıyorsunuz. Yok ev aramaktı, yok yurt bakmakti derdiniz yok. Tabi ki oturduğunuz yerden çok uzakta bulunan bir üniversite seçmezseniz.
Bende bu hafta işte öğrenci kayıtlarını yapıyorum. Bu dönem yaklaşık 1000 öğrenci alındı bildiğim kadarıyla. Yani tahmin edersiniz ki, benim ofis yol geçen hani ;)