Yıllardır korku ile gitmediğim kalp damar cerrahisine dün gittim. Bacaklarimda oluşan katlar kendimi aynada seyretmek istemeyeceğim kadar kötü bir görüntü alınca, geçen hafta doktoruma gidip sevk aldım.
Dün annem ile birlikte kalp damar hastalıkları cerrahisine gittik. Annemin de bacakları ağrıyor.
Neyse, benim ki doğuştan gelen bir ödem. Yağ hücrelerimde sorun var. Doktor bana asla tamamen düz bacaklara sahip olamayacaksınız fakat hiç değilse variziniz yok dedi. Bana kompresyon çorapları yazdı. Artık hep onları kullanacağım.
Gidip ölçü aldırmam gerekiyor.
Ayrıca başka bir doktora daha gideceğim. 10 kere. Bacaklarimi saracaklar. Bir saat yatacagim. Her halde ödem ve su atılacak bu şekilde. Doktor bana bacaklarınız incelecek ve düzelecek ama katlar tamamen gitmez dedi.
Kiloma gelirsek, boyuma göre biraz fazlam var evet ama tüm yük bacaklarimda. Doktorun annemin yanında "36 beden bile olsanız düz bacaklarınız olmaz" demesi ile annemin de bundan sonra çok kilolusun demeleri biter herhalde.
Bu arada annemin de kontrolü bittikten sonra varizlerin olduğu tespit edildi. Sağ bacağı sol bacağından daha çok ağrıyor. Şimdi martta ameliyat olacak. Lazer tedavi ile damarı yakacaklar. Bacaklarının ağrısı geçecek. Böyle bir gün geçirdim işte.
Bu düşünceye alıştım artık. Dümdüz bacaklarım olmayacak anladım.
Ama bir de insanların bakışları yok mu? Bende etek giymek istiyorum. Bende bir düğüne gittiğimde elbise giymek istiyorum midi olanından.
Bu kadar mi sığ düşüncelere sahibiz?
Eskiden havuza gittiğimde de böyle bakışlar ile karşılaşırdım. Kesin "Suna bak, yemiş yemiş sicmamis" düşünceleri de vardır kiminin aklında. Onların hepsine bir şeyler demek isterdim de o zaman ben ben olmaktan çıkardım.
2/03/2015
1/27/2015
Selam's ben geldim
Selam's nereden cikti simdi? Almancadan geldi. Cünkü almanca da bir kelimenin sonuna 's' harfi eklenince cogul oluyor. Yani selamlar oldu bu. Hadi bakalim.
Ben neden buraya geldim?
Bilmiyorum.
Rahatca yazi yazmak istiyorum.
Sorun burdan basliyor.
Üst katta ki alman komsularimiz tasininca tanidigimiz bir türk aileye haber verdik, ev bosaldi ev ariyordunuz - gelin bakin - diye.
Vermez olaydik.
Geldikleri günden beri sorun yasiyoruz. Öncelikle 'icmiyorum' dedigi halde amca arada sigara iciyor. Iyyk. Hol sigara kokuyor. 'Sen icmiyorsun da kim iciyor, siz geldiginizden beri burasi bok kokuyor' - diyemiyorsun iste.
Türk komsu kirilmasin alinmasin diyorsun.
Alt kat, yani kilerde camasirhane var, elektrik tesisati oradan geciyor.
Elektrik kutularinin üstünde "Ev 1, Ev 2, Dükkan 1" gibi yazilar yaziyor. Bilinsin diye.
Sen kalk kirk yillik yaziyi sil, soyadini yaz oraya.
Neyse soyadlarini sildik, tekrar evin numarasini yazdik. Az önce alman komsu geldi, yaziyi silip tekrar soyadlarini yazmislar dedi.
Sinirlendim ben. Kiminle inatlasiyor bunlar anlamadim. Elektrikci gelip tesisatlara bakinca elinde numara listesi var, soyadi degil!
Sen onu birak, gecen gün bizim acik duran kilerimize girip matbaadan aldigimiz kartonlari almislar. Sormadan!
Insan bir sorar. Biz o kagitlari, kartonlari matbaadan kardesim mimari maketleri icin kullansin diye getirdik. Belki para verdik, nereden biliyorsun. Kendi malin mi, aliyorsun?
Ay yeter.
Bosuna dememisler ev alma, komsu al diye.
Ben neden buraya geldim?
Bilmiyorum.
Rahatca yazi yazmak istiyorum.
Sorun burdan basliyor.
Üst katta ki alman komsularimiz tasininca tanidigimiz bir türk aileye haber verdik, ev bosaldi ev ariyordunuz - gelin bakin - diye.
Vermez olaydik.
Geldikleri günden beri sorun yasiyoruz. Öncelikle 'icmiyorum' dedigi halde amca arada sigara iciyor. Iyyk. Hol sigara kokuyor. 'Sen icmiyorsun da kim iciyor, siz geldiginizden beri burasi bok kokuyor' - diyemiyorsun iste.
Türk komsu kirilmasin alinmasin diyorsun.
Alt kat, yani kilerde camasirhane var, elektrik tesisati oradan geciyor.
Elektrik kutularinin üstünde "Ev 1, Ev 2, Dükkan 1" gibi yazilar yaziyor. Bilinsin diye.
Sen kalk kirk yillik yaziyi sil, soyadini yaz oraya.
Neyse soyadlarini sildik, tekrar evin numarasini yazdik. Az önce alman komsu geldi, yaziyi silip tekrar soyadlarini yazmislar dedi.
Sinirlendim ben. Kiminle inatlasiyor bunlar anlamadim. Elektrikci gelip tesisatlara bakinca elinde numara listesi var, soyadi degil!
Sen onu birak, gecen gün bizim acik duran kilerimize girip matbaadan aldigimiz kartonlari almislar. Sormadan!
Insan bir sorar. Biz o kagitlari, kartonlari matbaadan kardesim mimari maketleri icin kullansin diye getirdik. Belki para verdik, nereden biliyorsun. Kendi malin mi, aliyorsun?
Ay yeter.
Bosuna dememisler ev alma, komsu al diye.
1/18/2015
Don, Külot
En son yazdigim film yazisinin altina yorum birakmislar:
- Don, sexy, füsya, esya, kadin giyimi vs. vs.
Bu ne akli ya? Yani sen salaksin da ben bu yorumu yayimlayacak kadar salak mi duruyorum oradan?
Allah askina bir bitin gidin kardesim ya.
Yani madem benim blogumu hic okumadim, neyle ilgili yazdigimla hic bir fikrin yok ama bari yorum biraktigin yaziyi oku kardesim.
Git baska bir blogta donunu, füsyani sat.
Sinir.
- Don, sexy, füsya, esya, kadin giyimi vs. vs.
Bu ne akli ya? Yani sen salaksin da ben bu yorumu yayimlayacak kadar salak mi duruyorum oradan?
Allah askina bir bitin gidin kardesim ya.
Yani madem benim blogumu hic okumadim, neyle ilgili yazdigimla hic bir fikrin yok ama bari yorum biraktigin yaziyi oku kardesim.
Git baska bir blogta donunu, füsyani sat.
Sinir.
12/14/2014
Sinema - Interstellar
12.12.2014
Evet biz en sonunda 3 yil sonra sinemeya gidebildik Sebastian ile. Bu güne kadar nedense denk gelmedi bir türlü. Aslinda tiyatroya ve siir aksamlarina cok gittigimiz icin sinemaya gitme istegimiz olusmadi. Bazen olustu, filme yetisemedik, bazende ikimizde ayni filmi sevmeyecegiz icin düsünmedik.
Iki hafta önce birden bana "cok güzel bir film varmis ona gidelim" deyince nasil mutlu oldum anlatamam.
"Tamam biletleri ayarla Cuma günü gidelim" dedim.
Sonunda cuma günü gittik. Filmin adi Insterstellar. Türkiye de Yildizlararasi adi ile girdi sinemalara.
Film bir bilim kurgu filmi. 10 yasinda ki bir kiz cocugu olan Murph'in odasinda ki kitaplarin kitapliktan yere baslamasi ile basliyor her sey. Babasi aslinda astronattir fakat isi birakmis ve dedesi ve abisi ile kocaman bir tarlada yasamaktadirlar.
Sonra bir gün kitaplarin yere düsmesi ve tozlarin birlesimi ile bulduklari koordinatlari takip ederek NASA'nin kapisinda buluyorlar baba kiz kendilerini.
Isler bundan sonra basliyor. NASA babayi uzaya gitmesi icin ikna ediyor. Cünkü dünyada ki tüm mahsuller ölmektedir ve kisa süre sonra dünya da yiyecek kalmayacaktir. Bu yüzden kizina ve ogluna iyi bir gelecek hazirlamak isteyen Cooper NASA'nin teklifini kabul eder.
Uzayda bir kac dakika gecerken dünya da yillar gecer. Gerisini spoiler vermemek icin anlatmiyorum.
Film üc saat sürüyor. Cok zevkliydi. Normalinde üc saatlik filmlerde arada biraz bosluk oluyor ama bu sefer mola vermedikleri icin bir ara popom agridi vallahi.
Buda not olsun. Sinemeya gittik ki biz.
Evet biz en sonunda 3 yil sonra sinemeya gidebildik Sebastian ile. Bu güne kadar nedense denk gelmedi bir türlü. Aslinda tiyatroya ve siir aksamlarina cok gittigimiz icin sinemaya gitme istegimiz olusmadi. Bazen olustu, filme yetisemedik, bazende ikimizde ayni filmi sevmeyecegiz icin düsünmedik.
Iki hafta önce birden bana "cok güzel bir film varmis ona gidelim" deyince nasil mutlu oldum anlatamam.
"Tamam biletleri ayarla Cuma günü gidelim" dedim.
Sonunda cuma günü gittik. Filmin adi Insterstellar. Türkiye de Yildizlararasi adi ile girdi sinemalara.
Film bir bilim kurgu filmi. 10 yasinda ki bir kiz cocugu olan Murph'in odasinda ki kitaplarin kitapliktan yere baslamasi ile basliyor her sey. Babasi aslinda astronattir fakat isi birakmis ve dedesi ve abisi ile kocaman bir tarlada yasamaktadirlar.
Sonra bir gün kitaplarin yere düsmesi ve tozlarin birlesimi ile bulduklari koordinatlari takip ederek NASA'nin kapisinda buluyorlar baba kiz kendilerini.
Isler bundan sonra basliyor. NASA babayi uzaya gitmesi icin ikna ediyor. Cünkü dünyada ki tüm mahsuller ölmektedir ve kisa süre sonra dünya da yiyecek kalmayacaktir. Bu yüzden kizina ve ogluna iyi bir gelecek hazirlamak isteyen Cooper NASA'nin teklifini kabul eder.
Uzayda bir kac dakika gecerken dünya da yillar gecer. Gerisini spoiler vermemek icin anlatmiyorum.
Film üc saat sürüyor. Cok zevkliydi. Normalinde üc saatlik filmlerde arada biraz bosluk oluyor ama bu sefer mola vermedikleri icin bir ara popom agridi vallahi.
Buda not olsun. Sinemeya gittik ki biz.
12/12/2014
Ankara'nin Baglari
Haftasonu bir kız arkadaşımın nişanına gittim. Damat adayından daha önce burada bahsetmiştim fakat şimdi arşivden o yazıyı bulamayacağım herhalde. Beni sinirlendiren bir insan. Arkadaşımın hatırı için kalktım nisana gittim.
Şunu söylemeliyim ki kız evi yaptı nişanı, tadını erkek evi çıkardı. Bana çok yanlış geliyor böyle büyük salonda nisan yapmak. Türkiye de nasıldır bilmiyorum ama yemeği, içeceği, dekorasyonu salonu derken en az 8.000 € tutmuştur bu nisan.
Yazık günah bu paraya. Bu parayı verir mutfagimi hazırlarım ben. Neyse.
Bir ara benim meşhur düğün yazılarım vardı. Buda bir ni$an yazısı olsun.
Salona girdiğimizde oğlan evi ve kız evi tek tabanca kapıda bekliyordu. Kız evi ile görüştük, nede olsa kız tarafiyiz. Sonra ben kibarlık olsun diye erkek evini de selamladım. Hatta damadın üniversiteden arkadaşı olduğumu söyledim.
O an dedim ki, "kızım yandın sen, bu kaynana çok fena."
Kız evi İstanbul'lu, erkek evi Ankara'li. Nişanı kim yapar? Kız evi. Ne çalacaksın kardeşim? Tabi ki kız evinin istediklerini.
Dedim ki inşallah gelin sözünü geçirmiştir de, yirmi dört saat Ankara'nin bağları eşliğinde oynamak zorunda kalmayız.
Ne oldu dersiniz? Erkek tarafından bir bey çağırıldı, Ankara'nin has lehçesi ile gelen misafirlere hosgelmissiniz dedi ondan sonra da her zaman ki gibi makas kesmedi, kız babası çağırıldı. Oldu cicim, hem kızı vereceğim hemde makasın parasını. Hadiyin ordan derdim ben de neyse, çok şükür gelin ben değilim.
Ne anladım ben bundan? Gelin'in yerine koyuyorum kendimi. Bilmem kaç avro para vermişim, hatta bankadan kredi çekmişim, ne ailemden birisi takıyor nisan yüzüklerini, ne de benim yöremin müzikleri çalınıyor. Erkek evi oynayıp duruyor, her şeye onlar koşturuyor. Halay mendillerini bile erkek annesi dağıtıyor, halbuki bir gelin olarak nisanda bu benim annemin görevidir. Vallahi ben olsam, bu eğlenceden sonra oturur kara kara düşünürdüm, bu bimlem kaç avro nereme girdi benim şimdi diye.
Ama gelin ben değilim. İyi ki de bu gelin ben değilim. Bu kadar aptal aşık olunmaz ki canım.
Bir sonraki düğün törenimize kadar esen kalın.
Şunu söylemeliyim ki kız evi yaptı nişanı, tadını erkek evi çıkardı. Bana çok yanlış geliyor böyle büyük salonda nisan yapmak. Türkiye de nasıldır bilmiyorum ama yemeği, içeceği, dekorasyonu salonu derken en az 8.000 € tutmuştur bu nisan.
Yazık günah bu paraya. Bu parayı verir mutfagimi hazırlarım ben. Neyse.
Bir ara benim meşhur düğün yazılarım vardı. Buda bir ni$an yazısı olsun.
Salona girdiğimizde oğlan evi ve kız evi tek tabanca kapıda bekliyordu. Kız evi ile görüştük, nede olsa kız tarafiyiz. Sonra ben kibarlık olsun diye erkek evini de selamladım. Hatta damadın üniversiteden arkadaşı olduğumu söyledim.
O an dedim ki, "kızım yandın sen, bu kaynana çok fena."
Nişanı kim yapar?
Orkestra sahibi benim arkadaşım. Sesi çok güzeldir. Fena halde coşturur her zaman davetlileri.Kız evi İstanbul'lu, erkek evi Ankara'li. Nişanı kim yapar? Kız evi. Ne çalacaksın kardeşim? Tabi ki kız evinin istediklerini.
Dedim ki inşallah gelin sözünü geçirmiştir de, yirmi dört saat Ankara'nin bağları eşliğinde oynamak zorunda kalmayız.
Damat Halayı
Ankara'nin bağları, seni gidi topal ... bana göre gerçekten ve gerçekten daha çok Ankara havaları okundu. Ankara'lılar üzerine alınmasın ama o kadar da cosmuyor insan bu havalarada. Nerede bir misket, nerede bir kasap havası. Bir ara gerçi damat halayı oynadık ya neyse.
Makas
Zaman geldi nisan yüzüklerinin takılmasına. Bizim oralarda nisan merasiminde kız tarafından birisi takar yüzükleri, keser kurdeleleri.Ne oldu dersiniz? Erkek tarafından bir bey çağırıldı, Ankara'nin has lehçesi ile gelen misafirlere hosgelmissiniz dedi ondan sonra da her zaman ki gibi makas kesmedi, kız babası çağırıldı. Oldu cicim, hem kızı vereceğim hemde makasın parasını. Hadiyin ordan derdim ben de neyse, çok şükür gelin ben değilim.
Avrolar nereye?
Her şeye rağmen eğlendik. Salonda herhalde 200 davetli vardı. Bu davetlilerden olsa olsa ellisi kız tarafı, gerisi erkek tarafı.Ne anladım ben bundan? Gelin'in yerine koyuyorum kendimi. Bilmem kaç avro para vermişim, hatta bankadan kredi çekmişim, ne ailemden birisi takıyor nisan yüzüklerini, ne de benim yöremin müzikleri çalınıyor. Erkek evi oynayıp duruyor, her şeye onlar koşturuyor. Halay mendillerini bile erkek annesi dağıtıyor, halbuki bir gelin olarak nisanda bu benim annemin görevidir. Vallahi ben olsam, bu eğlenceden sonra oturur kara kara düşünürdüm, bu bimlem kaç avro nereme girdi benim şimdi diye.
Ama gelin ben değilim. İyi ki de bu gelin ben değilim. Bu kadar aptal aşık olunmaz ki canım.
Bir sonraki düğün törenimize kadar esen kalın.
11/10/2014
Ekim
Geçen sene geçirdiğim ameliyattan dolayı gidememiştim Hochheimer Markt'a. Zaten bu markti da Sebastian'in sayesinde tanıdım ve sevdim. Her sene Ekim'in ilk haftasında Hochheim'de kurulan bir kermes. Sabah dokuzda açılıyor gece bir de kapanıyor her yer.
Cuma günü başlıyor, diğer hafta salı günü büyük bir havai fişek gösterisi ile bitiyor. Orada oturanlar her akşam gidiyor tabi ki ama ben cumartesi akşamı gittim Sebastian'la.
Su gördüğünüz kırmızı tırın önünde buluştuk arkadaşlar ile ondan sonra da dolanmaya başladık. Tıklım tıklım di her zamanki gibi. Geçen sene de gitmeyi çok istemiştim ama kuyruk sokumumdan ameliyat olduğum için ve yaram kapanmadığı için vazgecmistim. O kadar insanın içinde ite kaka yürürken muhakkak acı cekecektim çünkü. Cumartesi günü gittiğimde geçen sene aldığım bu kararın doğru olduğunu tekrar anladım.
İlk önce karnımızı doyuralım dedik ve Dinnele denilen bu hamur işlerinden yedik. Bu kadar insan içinde sıraya girdik ve önceki yıllara göre 20 dakikacık bekleyerek rekor kırdık diyebilirim. Daha doğrusu her sene gidenler öyle dedi, normalinde bir saat falan bekleniliyormus. 4 Euroya sıcak sıcak karnımızı doyurduk.
Sonra meşhur sıcak kırmızı şaraplardan (Glühwein) aldık ve ateş başında oturduk. Dolandık. Tatlı bir şeyler yedik. Gece bir buçukta yavaş yavaş her yer kapanmaya başlarken evlerimize dağıldık.
Şimdi yılbaşı planları yapıyor Sebastian'nin arkadaşları. Senede bir kere gittikleri erkek gezmesinde gittikleri bir otele gitmek istiyorlar. Meşhur erkek haftasonu dedikleri geleneği yıkıp biz hanımları da götürecekler bu sefer.
inşallah bir aksilik çıkmaz da gidelim. Böyle işte blog. Ekim geldiği zaman buralara Noel ve yılbaşı telaşı geliyor.
Fotoğraflar internetten alıntıdır. Temsili.
Cuma günü başlıyor, diğer hafta salı günü büyük bir havai fişek gösterisi ile bitiyor. Orada oturanlar her akşam gidiyor tabi ki ama ben cumartesi akşamı gittim Sebastian'la.
Su gördüğünüz kırmızı tırın önünde buluştuk arkadaşlar ile ondan sonra da dolanmaya başladık. Tıklım tıklım di her zamanki gibi. Geçen sene de gitmeyi çok istemiştim ama kuyruk sokumumdan ameliyat olduğum için ve yaram kapanmadığı için vazgecmistim. O kadar insanın içinde ite kaka yürürken muhakkak acı cekecektim çünkü. Cumartesi günü gittiğimde geçen sene aldığım bu kararın doğru olduğunu tekrar anladım.
İlk önce karnımızı doyuralım dedik ve Dinnele denilen bu hamur işlerinden yedik. Bu kadar insan içinde sıraya girdik ve önceki yıllara göre 20 dakikacık bekleyerek rekor kırdık diyebilirim. Daha doğrusu her sene gidenler öyle dedi, normalinde bir saat falan bekleniliyormus. 4 Euroya sıcak sıcak karnımızı doyurduk.
Sonra meşhur sıcak kırmızı şaraplardan (Glühwein) aldık ve ateş başında oturduk. Dolandık. Tatlı bir şeyler yedik. Gece bir buçukta yavaş yavaş her yer kapanmaya başlarken evlerimize dağıldık.
Şimdi yılbaşı planları yapıyor Sebastian'nin arkadaşları. Senede bir kere gittikleri erkek gezmesinde gittikleri bir otele gitmek istiyorlar. Meşhur erkek haftasonu dedikleri geleneği yıkıp biz hanımları da götürecekler bu sefer.
inşallah bir aksilik çıkmaz da gidelim. Böyle işte blog. Ekim geldiği zaman buralara Noel ve yılbaşı telaşı geliyor.
Fotoğraflar internetten alıntıdır. Temsili.
10/21/2014
Sirik
Artik buraya fazla yazi yazmadigimin farkindayim ama sanki hayatin rutinine mi kapildim ne?
Gecen haftasonu bulusamadik Sebo ile. Tren biletim yoktu. Isim yok. Param yok. Bilet alamadim kendime. Baska bir üniversiteye gecince biletimi beklemeye koyuldum, o da gelip seni alayim demedi uyuz.
Bozuldum aslinda.
Bu haftasonu bulustuk. Yani gectigimiz haftasonu. Insanin bir kere bile aklina gelmez mi gelip seni alayim demek diye sitem ettim.
Bu güne kadar seni bir kac kere eve götüreyim yada gelip alayim dedigimde her seferinde hayir dedin. Bende bunu istemedigini sandim dedi.
Yoksa ben seni gelip her defasinda alirim, bana sadece gel beni al demen yeterli deyip yüregimi aldi sirik. Evet sirik :)
Cumartesi günü hava güzeldi. Ailesi ile bahcede yemek yedik sonra biraz bahce isleri ile ugrastik.
Pazar günü anneanne yemege davet etmis bizi fakat biz birbirimizi o kadar az görüyoruz ki artik, bir bahane bulup gitmedik.
Oturduk birlikte yemek yedik. Pesine "Otostopcunun Galaksi Rehberi"ni seyrettik.
Sohbet ettik bol bol.
Benim yeni üniversitemi konustuk. Arada yine bir bucuk yil daha zaman kazandin ondan sonra elini cabuk tut dedim, gülümsedi.
Seviyorum ben bu sirigi ya. Düsüncesizligini, düsüncelerini, sakinligini, benim deliliklerime biyik alti gülüsünü ... Her seyini.
Gecen haftasonu bulusamadik Sebo ile. Tren biletim yoktu. Isim yok. Param yok. Bilet alamadim kendime. Baska bir üniversiteye gecince biletimi beklemeye koyuldum, o da gelip seni alayim demedi uyuz.
Bozuldum aslinda.
Bu haftasonu bulustuk. Yani gectigimiz haftasonu. Insanin bir kere bile aklina gelmez mi gelip seni alayim demek diye sitem ettim.
Bu güne kadar seni bir kac kere eve götüreyim yada gelip alayim dedigimde her seferinde hayir dedin. Bende bunu istemedigini sandim dedi.
Yoksa ben seni gelip her defasinda alirim, bana sadece gel beni al demen yeterli deyip yüregimi aldi sirik. Evet sirik :)
Cumartesi günü hava güzeldi. Ailesi ile bahcede yemek yedik sonra biraz bahce isleri ile ugrastik.
Pazar günü anneanne yemege davet etmis bizi fakat biz birbirimizi o kadar az görüyoruz ki artik, bir bahane bulup gitmedik.
Oturduk birlikte yemek yedik. Pesine "Otostopcunun Galaksi Rehberi"ni seyrettik.
Sohbet ettik bol bol.
Benim yeni üniversitemi konustuk. Arada yine bir bucuk yil daha zaman kazandin ondan sonra elini cabuk tut dedim, gülümsedi.
Seviyorum ben bu sirigi ya. Düsüncesizligini, düsüncelerini, sakinligini, benim deliliklerime biyik alti gülüsünü ... Her seyini.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

