5/30/2012

Kaseti geri saralım

Büyük bir bahçe düşünün. Yemyeşil. Bahçenin ortasında çok güzel bir masa, donanmış. Mangal keyfi var.
Herkes elinde bir salata çıkıp gelmiş.
Kadriye ile Burhan 4 yıldır evli birde bir buçuk yaşında oğulları var.
Asya ile Yusuf 8 yıldır evli ve 5 yaşında kızları var.
Nilüfer ile Turgut evli değiller fakat bir yaşında oğulları var ve birlikte yaşıyorlar.
Derya ile Muhammed neredeyse 10 yıldır evli ve daha çocukları yok.
Deryanın ablası Duygu Mustafa ile evli ve iki çocukları var.
Birde benim gibi müzmin bekar Ofelya var.
Hepsi birlikte oturmuş çaylarını yudumluyorlar. Erkekler mangal başında etleri pişiriyorlar, kadınlar kıkır kıkır gülüp sohbet ediyorlar.
Çocuklar bahçenin yüzünde, kimi kucakta, kimide uyukluyor.
Hava mis gibi 28 derece. Güneş cayır cayır yakıyor. Ne güzel bir aile saadeti ve ne güzel bir arkadaşlık tablosu dediniz değilmi kendi kendinize? Hatta, ah keşke bende bir an evvel arkadaşları toplasamda bahçede mangal yaksam dediniz.

Şimdi kaseti geri sarıyoruz ….



Burhan Asyanın ilk göz ağrı. Bir sene çıktılar. Asyanın kıskançlıklarından nefes alamayan Burhan kızın kıçına tekmeyi bastı.
Asya sonra Turgutla çıkmaya başladı. Burhan ise yıllarca Kadriyenin peşinden koştu ve sonunda istediğine ulaştı.
Nilüfer evliydi ve Asyanın çok iyi kız arkadaşıydı. Sonra aralarına kara kedi girdi, yıllarca konuşmadılar. Kocası tarafından aldatılan Nilüfer 8 yıllık evliliğini bir günde sildi ve pılını pırtını toplayıp baba evine döndü. Boşanma davası sürerken Turgutla çıkmaya başladı. Boşandıktan sonra Turgutla aynı eve taşındılar ve şimdilerde çok mutlu ve çocuğu oldu.
Derya ile Asyanın arasından hiç bir zaman su sızmadı. Ama Asya ile Turgut ayrıldıktan sonra, Derya Turgutla çıkmaya başladı. Bu ilişkide fazla sürmedi zaten. Deryanın ablası Duygu bu grubun her zaman içindeydi ama asla adı geçen baylardan biri ile birlikte olmadı. Bir ara benim eski sevgilimle çıkmıştı ya hadi neyse.
Ofelyaya gelince, müzmin bekar, hiç bir zaman dikiş tutturamadı. Bir ara Turguta aşık olduğunu biliyorduk ama hem Asya hemde Derya Turgutla çıkınca artık oda artık olmak istemedi herhalde.




Kafanız karıştı biraz degilmi? Ya migdeniz? Bulandı mi benim ki gibi? insanların miğdesi ne kadar geniş anlamıyorum ben. Hepsi birbirinin ciğerini biliyor, onun sevgilisi şimdiki kocası ile çıktı, öbürünün karısı şimdiki karısının kız arkadaşı. Benim kafam almıyor, basmıyor buna. Miğdemde kaldırmıyor. Böyle durumlarda değil bahçede mangal keyfi yapmak, sokakta görsem suratına bakmam lan bu tiksinç insanların.

Dipnot: İsimler değiştirilmiştir. Bahsi geçen olaylar tamamen gerçeklere dayanmaktadır ...

5/29/2012

Ufak bir kutu

Kalp şeklinde küçük bir kutu. Kutunun içinde çukulata... Bu sene sevgilimden aldığım ilk doğum günü hediyem. Sevgililer gününde birbirimize hediye almamıştık. İkimiz de bu günün çok saçma olduğunu düşünüyoruz çünkü.
Onun için doğum günüme aldığı bu ufak hediye beni o kadar mutlu etti ki  anlatamam.
Benim sevgilim biraz acayip adamdır. Bunu bile son anda koşturarak gidip aldığını biliyorum. Çünkü bu güne kadar hayatında benim gibi biri olmadığı için bazen nerede nasıl haraket edeceğini bilemiyor.


O yüzden seviyorum ya şapşal seni :) 

5/28/2012

Son iki gün

Evet sonunda bir kaç satır yazmaya fırsatım oldu. Son iki günüm baya bir yoğun geçti diyebilirim.
Cumartesi günü doğum günümdü. 30 yaşına bastım canimcim. Bu sene kutlama yapmadım çünkü her sene kutlama yapmayı bırakalı yıllar oldu. 30 oluyorum diyede illaki doğum günümü kutlamak istemedim. Allah o günleri gösterirse 40 da olacağım, 50 de.
Annem doğum günüme mahsus ben çok seviyorum diye pizza yaptı. Oturduk ailecek bir güzel yedik. Bütün gün ariyanlar oldu. Babannem, teyzem, halam, kuzenler ve Uniden arkadaşlar.

Akşamda Eurovisionu seyrettim. Açıkçası bu seneki şarkımızı ben pek beğenmedim. Can Bonomoyu çok severim fakat sarkiyida ingilizcesinide beğenmedim.
Zaten her sene sinirleniyorum. Komşu komşuyu kayiriyor diye söylenip duruyorum. Bir daha bakmayacagim diyorum ama bakıyorum işte.

Dünde başka bir arkadaşımın doğum günüydü canım. Bahçede mangal yaktık, sabaha kadar oturduk. Çok güzel vakit geçirdik. Havada harikaydı yani herşey bizim içindi. Sevgilimde yanımdaydı, mutlu saatler geçirdim.


Doğum günümde kutlama yapmadığım halde yinede bana hediye getirenler olmuştu üniversiteden arkadaşlardan, çok mutlu ettiler beni.
insanın güzel dostları olması ne güzel

5/25/2012

Tarih belli


An itibari ile üniversitenin sitesinde sınav tarihlerinin belli olduğunu görünce içimde bir panik oluştu canımcım. Temmuz ayının ilk haftalarını sınavlara katılarak geçireceğim. Mezun olmama yarım sene var diyordum ama sınavıydı teziydi stajıydı derken, ancak seneye galiba :(
10 yıldır okuyorum hala bir baltaya sap olamamanın sıkıntısı var içimde. Fakat bu başka bir yazının konusu.

5 sınava girsem ... 5 sınavın en azından 600 sayfa dokümanı olduğuna göre eder sana 5x600 = 3000 sayfa.
S.çtık yani be blog. Yani demem o ki Su kişisi şu andan itibaren yusuf yusuf

5/24/2012

Üniversite

An itibari ile üniversiteden bildiriyorum canımcım. Bu sabah sevgilimi görmenin verdiği büyük bir sevinçle erkenden kalktım ve trene binip M. şehrine geldim. Orada otobüs durağında sevgiliyi beklerken geciktiğini belirten bir mesaj aldım. Zaten dün akşam ortak arkadaşlarımız J.ya gitmişti ve bütün geceyi kaynak yapmakla geçirdikleri için geçikeceğini tahmin etmiştim. Her sabah yaptığı gibi ona simitçiden simit aldım. Geldiğinde gülümsedi. Benim seni bu kadar düşünmem hoşuna gidiyor biliyorum sevgili.
Bir araya geldiğimiz bütün dakikalarda ve saatlerde bana ne kadar değer verdiğini anlıyorum yar. Onun içindir ya seni kaybetme korkum. Ben bugüne kadar verdiğim değerin karşılığını göremedim ki aşk. İlk defa bu kadar mutlu ve huzurluyum. Şu an bulunduğum odanın yanında bulunan odanın buğulu camından siluetini bile görmek yetiyor bana.

5/22/2012

Söyleyin a dostlar


17 yaşındayken yani bundan tam tamına 13 yıl önce yengemin kardeşi ile aramızda ufak duygusal bir bağ kurulmuştu. Ben yurtdışında yaşadığımı söylemiştim size. İzine gitmiştik o sene ve G. ile çok güzel vakit geçirdiğimiyden dolayı ona karşı birşeyler hissettiğimi zannetmiştim. Yada gerçekten hissettim bilmiyorum.
O senesi izin dönüşü beni rahatsız etmeye başlamıştı, durmadan evi aramalar, telefonda şarkı dinletmeler vs. vs. Annem şüphelenmeye başladı ve bende çok korkmuştum ortaya çıkacak diye.
G.ye sonra bir mektup gönderdim, aramızda geçenleri yanlış anladığını ve bizim aramızda asla birşey olamayacağını sonuçta akraba olduğumuzu yazmıştım. Mektup eline geçtikten sonra gelen telefonlar kesildi. Demekki istediğime ulaşmıştım ve benden umudunu kesmişti. Bir sene sonra bir kız kaçırdığını ve evlendiğini duymuştum ve çok rahatlamıştım ne yalan söyleyeyim.
Zaten ben o seneden beri izine gitmedim. İki çocuğu oldu bu arada. Geçen sene birden Facebookta beni bulmuş ve eklemiş. Bende kabul ettim, nede olsa akrabam dedim ya.
Ama bana hala beni çok sevdiğini, karısını hiç bir zaman sevmediğini, zaten hiç bir arada yaşamadıklarını, karısının ailesi yanında yaşadığını ve kendisinin de turizimde çalıştığı için hep ayrı olduklarından bahsetti. Benim hayatımda biri var, zaten aslada ona geri dönmeye yada olmayan birşeyi yeşillendirmeye çalıştığım da yok ama durmadan bana mesaj atması benim canımı sıkıyor.
Kalbini kırmak istemiyorum ama ne yapacağımı da bilmiyorum. Yazdığı mesajlara çok soğuk bir şekilde cevap veriyorum yada bazen günlerce bekletiyorum ama anlamıyor.
Söyleyin bana a dostlar ne yapmam gerekiyor?

5/21/2012

Günlük Endişeler


Geçen gün size bu yazımda H. arkadaşımın bu aralar rahatsız olduğunu anlatmıştım ve onun için endişelendiğimi söylemiştim. İş yerinden dolayı hastalandığını tahmin ettiğimi de söylemiştim ve bugün yine yanılmadığımı anladım. Dün telefonda sözleşmiştik yine bu sabah birlikte kahvaltı edip ondan sonra benim su meşhur ziynet eşyalarını bozdurmak için kuyumcuya gideceğimize.
Sabah otobüs durağında buluştuktan sonra yine H. ile doktorun yolunu bulduk. Doktordan çıktıktan sonra yine bir yol üstü cafesinde kahvaltı ettik, kahvemizi içtik ve sıgaramızı tellendirdik.
Oradan ayrı kuyumcuya gittik ve benim gümüşleri bozdurduk. Sonra H.nın işe gitme vakti geldi ve bana işe kadar eşlik etsene dedi, nasıl olsa şu an dersin yok. Allahtan tren biletimiz üniversite öğrencisi olduğumuz için bedavada, iki eyalet ve bir sürü şehirler arası gidip gelebiliyoruz.
Ona eşlik ettim. Çalıştığı şehirde istasyonda birlikte son sıgaramızı içerken bana teşekkür etti ve bugün daha bir içim rahat geldim bu yolu dedi. Su benim acilen yeni bir iş bulmam gerekiyor. İş yerindeki ortam güzel değil, herkes birbirinin kuyusunu kazıyor, geçen gün başka bir iş arkadaşını birden kapının önüne koydular dedi. Hergün buraya gelirken, acaba bugün başıma ne gelecek diye düşünerek geliyorum dedi. Bende bunu tahmin etmiştim zaten. O kadar kendine stres yapıyorki, iş yerine gidip gelene kadar hastalanıyor bu kızcağız ya. Eve döndüğünde bile ertesi gün tekrar aynı iş yerine gideceğini bilmek bile stres yapmasına sebep oluyor. Ne diyebilirim ki, Allah böyle ortamların böyle insanların, böyle iş sahibi memurların bin belasını versin.

H.dan ayrıldıktan sonra yine üniversiteye döndüm. 
Bir kaç saat ders çalıştıktan sonra saat 18:15 oldu ve sevgilimle buluştum. Oturduk bir kahve içtik, sohbet ettik. 
Dönerken el ele kuzene yakalanıyorduk az daha ama oda başka bir konu canımcım.