6/17/2013

Yine Allah'ın krosu


Dün kardeşim facebookta dolanırken bir kız arkadaşımızın sevgilisinin paylaştıklarını okuyunca sinirlerim tepeme çıktı ve ben neden bu adamı silmedim bu güne kadar ya diye söylendim kendime. Hemen cep telefonumdan facebook uygulamasına girdim ve kendilerini sildim.
Böyle adamların birde üniversite okumuş olduğunu bilmek bir atasözünü anımsatıyor bana: 'Tahsil cehaleti alır, esseklik baki kalır'

Ona buna değilde, kız arkadaşımın hala gözlerinin acilmadigina aciyorum. Birde bu adamla bir gelecek kurmaya çalışıyor.
Adamin kendinden büyüğüne saygısı yok. Küfür dersen onda. Ağzı bozuk, büyük küçük dinlemiyor.
Elinden bira şişesi düşmez, şimdi Türkiye'de getirilen alkol yasağını destekliyor.

Birde zamanında bana Sebastian'la birlikteyim diye resmen bana 'sen sınavları gecesin diye onunla birliktesin, ailene söylesem ne olur?' demişti. Aslında sözü yatak konusuna getirmişti de, bende 'terbiyeni takın' demiştim.
Aklıma geldikçe cinnet geçiriyorum.

Bknz: Allahın Krosu birinci yazı
Bknz: Allahın Krosu ikinci yazı


6/14/2013

Kisa Kisa - Vol.2

 - Ben aslında bu gün evde kalmak istemiştim ama ofiste arkadasin yerine geçince 3 saatliğine ise gittim.

- Bu sabah trenler de gecikti, son dakikada yetiştim ofise bunun içinde çok sinirliyim aslında, hala sinirim geçmedi.

- Dönüşte Rossmann'a uğradım. Geçen hafta pazartesi yapılması için filim vermiştim hala gelmemiş, bundan sonra bir daha oraya vermem. DM'e devam.

- Bu gün aslında Sebastian'in anneannesi ile dedesinin seneyi devriyesi kutlaması var. Beni de çağırdılar, sınavlara çalışmam gerekiyor dedim ve o yüzden gitmedim. Eve geldiğimden beri ders çalıştın mi diye sorarmisiniz bana ... Evet çalıştım, ama su an bıkkınlık geldi, canım dantel örmek istiyor. Seneyi devriyesi kelimesini de 70 yasinda olan komsu teyzemizden biliyorum. Bildiginiz dogum günü iste.

- Gezi olaylarını takip etmeye devam ediyorum fakat Twitter'e girmek işkence gibi bu günlerde. Ortalık RT'den geçilmiyor. Bende önemli bilgileri RT ediyorum bu arada, etmiyorum değil.

- Elimde daha bir sürü okunacak kitap var ve her gün bir yenisi ekleniyor. Bari elimde bulunanları, ileride kendi evim olunca raflarda bulunması gerekmeyenleri internetten satayım dedim, doğru dürüst fiyata satamayacagim için elimde patladı.

- Acaba su köşede bulunan eski eşyalar satan yere mi versem kitapları? Belki de orada satılır. Veririm oraya bir euroya ver gitsin derim dükkan sahibine. Tamam da bu benden şimdi orada raf kiralama parası isterse, harcı borcunu ödemezse. Aman, of

- Kendime ufak kare şeklinde bir fotoğraf makinesi çantası almak istiyorum. Çok tatlı bir tane buldum Ebay'de. Fiyatı da makul fakat ben bu ay başka harcama yapamayacağım için alamıyorum :( Acaba bir sonraki aya kadar satılır mi? Satılmazsa ben alirmiyim? Alırsam bu sefer başka bir çanta görürsem içim gider mi? Sorular, sorular ...
Hatta bu konuyu Balik ile de konustuk, oda bu ay patlatmis cüzdani, bilmem kac tane analog kamera almis, vay amcamin haline ;) 

6/13/2013

Master

Biliyormusunuz, biraz tıkandım sanki. Günlerim yoğun geçiyor. Her gün ya derse gidiyorum, yada ofisteyim çalışıyorum. Eve geliyorum hemen haberleri açıyorum, yada anneme bu gün ne oldu bitti diye soruyorum. Gazeteleri karıştırıyorum.
Bu olan olaylar beni çok üzüyor. Umarım bir an önce Gezi'dekilerin istekleri yerine gelir ve ben bir elim yüreğimde acaba memleketimde bu gün ölen kalan varmı endişesi ile gezmem.
Bu blogu ilk açtığım günden sonra şöyle yazılarımı bir karıştırdım da, farkına varmadan burası gerçekten bir sevgi blogu olmuş. Sebastianla olan biten her şey neredeyse burada yazıyor.
Her önemli ani bir şekilde buraya kayıt ediyorum. Bu benim sevgi günlüğüm.
Beyefendi bir yıldır bir türlü yanaşmadığı master tezine sonunda başlıyor. Üniversiteye başvuru formunu doldurup verdi. Teze bakacak olan iki profesörden biri imzaladı, diğerinin imzasını bekliyoruz.
İki imzada bir araya geldikten sonra beyefendiyi yoğun ve yorucu 6 ay bekliyor. Böylece beni de tabiki. Yani kısacası Allahın izni ile 6 ay sonra masterini bitirmiş bir Sheldon olacak hayatımda. Zaman bize neler getirecek daha ...

6/08/2013

Bir dram hikayesi


Saat 21:10 telefon çalar.
- Alo, evdemisiniz? Biraz oturmaya gelecektik.
+ Tabi buyurun.

Saat 21:50 ben: bu saatte gelecek insan kaçta eve gidecek acaba?
Annem - Sus kız, yeni çay demledin mi?
Ben - Demledim. Gelsinler de içsinler. Bakın benim adım Su ise, kesin bir şey isteyecekler.

21:55 Misafir gelir.

Merdivenleri çıkarken gelen hanımın elinde bilgisayar. Bozulmuş. Şimdi taratiyorum, 400'den fazla virüs çıktı.

Evet efendim, bir bilgisayar mühendisinin dramını seyrettiniz.

6/04/2013

Ambulans sesi

Su an bulunduğum camın ofisinden ambulans sesi duyuluyor. Ambulans sesini hiç sevmem ben. 4 yıl önce annemi ilaç zehirlenmesinden az daha kaybederken ambulansta onunla birlikte hastaneye gidişim geliyor aklıma.
Ama bu gün aniden İstanbul geldi gözümün önüne. Kelimelerin anlamını yitirdiği zamanlar vardır. Bu zamanlar da o zamanlardan biri işte.

6/03/2013

Bu blogta direnis var


- Ne diyebilirim ki? - Üzgünüm.
- Ve ülkemde ki olaylar bitene kadar, insanlarim rahat edene kadar bu blogta yazi yazmayacagim.
Yazacagim belki fakat hepsi Gezi ile ilgili olacak.
Burasi özel günlügüm. Olurda yazmak zorunda hissedersem kendimi, yazilarimi yazip taslaga kayit edip, tüm olaylar bittikten sonra yayimlayacagim.

Sevgiler ...

6/02/2013

Bira ve Cola

Bir kaç günlük kaçamak yaptık sevdiğimle. Gezdik, yemek yedik, eğlendik. Saatlerce bir arada kaldık. Birbirimizin değerini daha çok anladık. Ailesi ile buluştuk. Keseleri birleştirip bira ve cola içtik, son ekmeğimizi paylaştık.


Bol bol kahve tükettik. Bol kahkahalı dakikalar yaşadık. Ve ben durmadan böyle ellerimle oynayan bir adama sahibim.