Kitaplarim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitaplarim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1/07/2014

Kitap A$kina

Az önce Vikitap'ta 2014 yili icin okuma hefedimi 100 kitap olarak belirttim. Hadi bakalim bismillah.

12/20/2013

Özgürlügün Elli Tonu


Ana ve Christian'in birbirine olan ask ve sevgileri günden güne büyümektedir. Bir yandan ise Ana'ya sarkintilik eden eski patronu Jack Hyde'nin sapikliklari devam etmektedir. Ana ve Christian evliliklerinden sonra balaylarini bile korumasiz geciremezler.
Yogun bir tempo icinde calisan ikili bir yandan da Christian'in piskolojik sorunlarini cözmeye calismaktadir.
Aldiklari bir haber ikiliyi allak bullak eder. Aslinda mutluluklarina mutluluk katmasi gerekiren Christian'i sok eden bu haber ikilinin sevgisini bir kere daha sinava sokar.
Christian'in kiz kardesi Mia'yi kaciran Jack Hyde Ana'yi telefonda tehdit eder ve bes bin dolar ister.
Ana bankadan para cekerken haberi alan Christian, Ananin kendini terk ettigini zanneder. Yoksa bu kadar parayi ne yapsin?
Al hepsi senin olsun - diyen Christianin kirginligi ve kizginligi üzücü fakat o sirada karisinin kardesi Mia'yi kurtarmaya calistigini bilmemektedir.

Evet, kitap bir sahaneydi. Bence üc kitabin en iyisiydi. Bol entrika, bol heyecan, bol erotik ve yüce bir sevgi.
Okuyun bence :)

#bitstrips sayesinde yazilarimi süslüyorum. Cok seker duruyor bence.

12/17/2013

Karanligin Elli Tonu

 
Kitap Açıklaması

Romantik, özgürleştirici ve kesinlikle bağımlılık yaratıcı Bu roman dengenizi sarsacak, sizi ele geçirecek ve ebediyen sizinle kalacak Ruhu yaralı genç girişimci Christian Greyin karanlık sırlarının yıldırdığı Anastasia Steele, ilişkilerine son noktayı koyup bir yayınevinde çalışmaya başlar. Ama Greye duyduğu karşı konulmaz çekim hâlâ etkisini sürdürmektedir. Grey yeni bir teklifle gelince ona karşı koyamaz. Nihayet her şey daha iyiye gidiyor gibi göründüğü sırada birden geçmişin hayaletleri ortaya çıkar. Anastasia, sorunlu, hırslı ve talepkâr Elli Tonun sinir bozucu geçmişi hakkında, tahminlerinin çok ötesinde şeyler öğrenir ve ilişkileri bir kez daha tehdit altına girer. Grey içindeki şeytanlarla savaşırken, Ana da hayatının en önemli seçimini yapmak zorunda kalır. Ve bu kararı tek başına vermelidir... 


Yorumum:
Fifty Shades of Grey üçlemesinin ikinci kitabını da okumuş ve bitirmiş bulunuyorum. İlk kitapta Christian ile anlasamayacagini, hatta sakin ve sessiz bir hayat yaşayamayacağını anlayan Ana kitabın sonunda Christian'i terk etmiş kendini ve Christian'i ne kadar büyük bir hüzünün içine terk ettiğini fark etmemişti.
Bir şekilde bu ikilinin yolları tekrar kesişiyor ve Ana Christian'a geri dönüyor. Sadist eğilimleri olan Christian hayatında ilk defa aşık oluyor ve Ana'nin ona verdiği sevgi ile değişime uğruyor. Ana beslegidi sevgi sayesinde Christian'i değişime ugrattiginin bile farkında değil. Hala kendine "acaba ben Christian'in zevklerine karşılık verebilirmiyim? Onun için yeterlimiyim?" soruları soruyor.


12/11/2013

Kardeşimin Hikayesi - Zülfü Livaneli

Serenad fırtınasından sonra Livaneliden nefes kesen bir roman

Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalının kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir.

Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair nefes kesen bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, kuşku ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız.


Yorumum:
Buda benim için bir ilk. Daha önce ZÜlfü Livaneliden bir kitap okumamıştım. Kitabı çok beğendim. Polisiye pek okumuyorum aslında ama severim. Bundan sonra daha fazla polisiye, cinayet ve intikam kitapları okumaya karar verdim. Cinayeti isleyeni son ana kadar bulamadım. Bu yüzden kitabın sonunda katilin kim olduğunu öğrendiğimde şok oldum.

12/10/2013

Muhteşem Gatsby

Muhteşem Gatsby'de (The Great Gatsby) Fitzgerald hem Amerika'nın 1. Dünya Savaşı sonrası yaşadığı düşkırıklığını, hem de para ve mevki tutkunu bir toplumdaki ahlak çöküntüsünü çarpıcı bir biçimde yansıtmakla kalmamış; belli bir zaman ve yerde geçen olayları anlatmakla yetinmemiş; Gatsby'nin muhteşem rüyasının peşinde koşmasını adım adım takip ederken hayal ve gerçek arasındaki büyük farklılığa da güzel bir örnek vermiştir. 

Yorumum:

Bu kitabı son zamanlarda yasaklanmış kitaplar okuma merakım ile alıp okudum. Ah diyorum, can Gatsby. Muhteşem Gatsby. Bu ne güzel bir adamdır?
Sevdiğini yıllarca beklemiş. Ona yakın olmak için diğer rıhtımda ki villayı satın almış. Sabır ile tekrar karsilacaklari günü beklyior Gatsby.
Amerikanın kokoş hanımefendileri. Çay partileri. Sevginin paraya takas edildiği bir dönem.
işte bu yüzden Gatsby mutsuz. Kitabı okuduktan sonra birde filmini seyrettim. Çok güzeldi. Yine okurum, yine seyrederim ben bu Gatsby'yi.

12/09/2013

Baba ve Piç


Yorumum:
Elif Şafak'i severek okuyorum. Yazarların politik görüşleri, dini bakış acılarına kapılmamaya çalışıyorum. Kalemine bakıyorum bir yazarın. Bir yazar yazdıkları ile ilgimi çekebiliyor mu? - ben onun peşindeyim. Bu yüzden Elif Şafak'in Aşk kitabın okuduktan sonra tüm kitaplarını okumaya karar verdim.
Baba ve Piç güzel bir kitap. Biraz yorucu olabiliyor. Hikaye bir Amerikalı ermeni asıllı bir genç kızın ailesinin köklerini araştırmak için Amerika da bulunan ailesinden gizlice Türkiye de bulunan üvey babasının ailesine gitmesini anlatıyor.
Bu evde dört kız kardeş yaşamaktadır ve bu dört kız kardeşin bir de bakıp büyüttükleri bir piç vardır. Evet annesine teyze diyen, babasının kim olduğunu bilmeyen bir kız çocuğu vardı. Amerikalı kız bu kız ile çok iyi arkadaş olur. Kitabın sonunda babasını öğrenecektir piç. Kitap boyunca tahmin yürüttüm, doğru tahmini de yürütmüsüm fakat yok artık dedim.

12/08/2013

Ve Dağlar Yankılandı

Abdullah ve kız kardeşi Peri 1952 Afganistan'ında Shadbagh'ın küçük bir köyünde babaları ve üvey anneleriyle birlikte yaşamaktadırlar. Babaları Sabri sürekli iş aramakta, yoksulluk ve çetin kış şartlarıyla mücadele etmektedir. Adı gibi güzel ve iyi huylu olan Peri, kardeşi Abdullah'ın her şeyidir. Abdullah, bir ağabeyden çok ana-baba gibidir. Onun için yapmayacağı hiçbir şey yoktur.. Hatta ağabeyi, Peri'nin koleksiyonuna katmak istediği o en değerli tüyü satın almak için tek çift ayakkabısını bile feda etmeye razıdır. Ve geceleri bir tek karyolayı paylaşmak zorundadırlar. Peri ve Abdullah, babalarıyla Kabil çölüne doğru yola çıktıklarında kendilerini bekleyen, hayatlarını birbirinden koparacak kaderin farkında değillerdir: Bazen bir eli kurtarmak için bir parmak kesilmelidir. Nesillerden ve kıtalar dan geçerek bizi Kabil'den başlayıp Paris, San Francisco ve Tinos'un Yunan adalarına doğru bir yolculuğa çıkaran Khaled Hosseini (Halit Hüseyni) yeni romanında, yaşamımız boyunca yaptığımız seçimleri, en yakınlarımız tarafından uğratıldığımız düş kırıklıklarını, bizi tanımlayan ve hayatımızı şekillendiren sınırları sonsuz bilgelik, derinlik, hoşgörü ve tutku ile anlatıyor.

Yorumum: 
Khaled Hosseini ile ilgili çok övgülü sözler duydum ben bu güne kadar. Kitaplarının yok sattığını da biliyorum. Bir türlü fırsatımız olmamıştı bir Khaled kitabı okumaya ve şeytanın bacağını bu kitap ile kırdım. Kitabı fazla anlatmayacağım ama şunu söylemeliyim ki, Afganistanın ufak bir köyünde birbirine bağlı olan iki kardeşin ayrılış hikayesini okurken üzülmedim değil.
Kitap heyecanlıydı heyecanlı olmasına ama kitapta bir çok karakter var. Kitap uzun soluklu. Yani okurken uzun yılları takip ediyorsunuz. Bu beni yordu. Şimdi okunacaklar arasında Bin Muhteşem Güneş var. Umarım onu okurken de bu hislere kapilmam.

12/04/2013

Son zamanda okudugum kitaplar

Okuduğum kitaplardan uzun zamandır bahsetmedim. Kitapları anlatmakta bir yeteneğim yok zaten. Ufak notlar alıyorum. O kadar.

Firarperest - Elif Safak
Arka Kapak:
İnsan ki eşrefi mahlukattır, içindeki semavi özü keşfetmekle yükümlüdür. Çıkacaksın yollara, kendine doğru git gidebildiğin kadar. Keşif boynumuzun borcudur. Kendimizi keşfetmek, aşkı keşfetmek, dünyayı keşfetmek, Öteki'ni keşfetmek... (…) Çakılı kalmamak sırf alışkanlıklardan ötürü demir attığın koylara. Çıkmak oralardan, geçmek dalgakıranların beri tarafına, bilmediğin memleketlere varmak, tatmadığın yemekler yemek, sözlerini anlamadığın şarkılarla içlenmek, risk almak, dağılmak ve parçalanmak ve hasret çekmek buram buram, gurbetin tadına bakmak ve kendini yabancının gözünden görmek, şaşırmak yeniden, şaşırmak bir çocuk gibi dünyanın hallerine, çeşitliliğine, güzelliğine, acımasızlıklarına... şaşırmak ölene kadar... şaşırma kabiliyetini hiç yitirmemek... budur son tahlilde Âdemoğullarına, Havvakızlarına kendilerini keşfettirten serüven.

Elif Safak bu kitabinda gazete yazilarini bir araya toplamis. Son zamanlarda Elif Safak okumayanlar cok fakat ben daha cok yazilari ile ilgilendigim icin okuyorum kendisini. Bu kitapta bulunan yazilari da cok begendim.

***

Bülbülü Öldürmek - Harper Lee 


Amerikada 1930ların Güney Eyaletlerinden birinde bir zenci, beyaz bir kızın ırzına geçmekle suçlanır. Önyargılar, şiddet ve riyakarlıkla beslenen Güneyli erişkinlerin ırk ve sınıf ayrımı konusundaki mantıksız yaklaşımlarını Scout ve Jem Finch adlarındaki iki çocuğun ağzından keyifli bir dille bize aktaran roman, aynı zamanda kent halkının vicdanına karşı tek başına karşı koyan bir erkeğin mücadelesini de anlatıyor. Tüm zamanların en çok sevilen klasiklerinden olan Bülbülü Öldürmek, 1960 yılında yayınlandığından bu yana birçok saygın ödül kazanmıştır. Pulitzer Ödülü de kazanan roman, kırktan fazla dile çevrilmiş, tüm dünyada otuz milyondan fazla satmış ve ünlü yıldızların başrolünü oynadığı film, Oscar kazanmıştır. ****** Bülbülü Öldürmek ilk yayımlandığında satış rekorları kırmış ve yazarını kısa sürüde üne kavuşturmuş güzel bir romandır. 1961 Pulitzer Edebiyat Ödülünü kazanmış, bir yıl sonra beyaz perdeye aktarıldığında ise Oskar almıştır. Harper Lee eski ve yorgun bir kasabanın insanlarını etkili bir gözlem gücüyle ve ince bir duyarlılıkla anlatırken çocukluğun o uçsuz bucaksız dünyasını tüm zenginliğiyle yansıtmayı başarır

Ah ne diyebilirim ki? Bu kitabı çok sevdim. Duyguların Rengi kitabın da hissettiğim duyguyu tekrar hissettim. ırkçılık gerçekten de hiç hoş bir şey değil.

***

Aldatmak - Ahmet Altan 


Onunla bir kere daha buluşması, yaşadıklarını bir kaçamak olmaktan çıkaracak, kendisini bir labirent gibi içine alıp bu yaşananları bir daha kolay kolay dışına çıkılamayacak bir maceraya dönüştürecekti. Bunu hissediyordu. Kaçacaksa şimdi kaçmalıydı, daha sonra çok geç olacaktı. Böyle olacağını hissettiği, hatta bildiği halde kaçmak istemiyordu. Yaşadıklarının yarattığı heyecan ve zevk kadar, hatta belki de daha çok, bundan sonra neleri nasıl yaşayacağına dair içindeki merak, kaçmasına izin vermiyordu.Bu kitabı okuduktan sonra hayatınıza ve ilişkilerinize bir kez daha bakacak, hepsinin size şimdi çok daha değişik göründüğünü şaşırarak fark edeceksiniz.Aşkı ve insanı pek az yazar onun gibi anlatabildi...

Eşini aldatan bir hanımın hikayesi anlatılıyor bu kitapta. Gerçekten de heyecan verici bir kitaptı benim için. Aslında mutlu bir evliliğe sahip olan hanım nasıl oldu da genç adama gönül kaptırdı, anlaşılır gibi değil. Bu kitabı okuduktan sonra aşka bakış açın farklı olacak demişti ödünç veren arkadaşım. Haklı.

***

Bekledigim Sendin - Amor Towles 

Yirmi beş yaşındaki Kate Kontent 1937 yılının son gecesini oda arkadaşıyla beraber Greenwich Village’daki ikinci sınıf bir caz kulübünde geçirmektedir ve ikisi, ceplerindeki toplam üç doları mümkün olduğunca idareli kullanmak zorundadırlar. Masmavi gözlere ve etkileyici bir gülüşe sahip yakışıklı bankacı Tinker Grey kulübe gelir ve yanlarındaki masaya oturur. Bu tesadüfi tanışma ve şaşırtıcı sonuçları, Katey’yi Wall Street firmasının sekreter odasından New York sosyetesinin üst basamaklarına ve Condé Nast’ın yönetici ofislerine; kıvrak zekâsı ve kendine özgü soğukkanlılığından başka dayanak bulamayacağı seçkin ortamlara taşıyan bir yıllık yolculuğun başlangıcı olur. “Mükemmel! Zekice, nüktedan ve büyüleyici.” David Nicholls “Büyük Buhran döneminde Manhattan’da mücadele etmek ve hayatta kalabilmek üzerine yazılmış, ilgiyi hak eden, çok başarılı bir ilk roman…” Wall Street Journal “Bu hareketli dönem hikâyesiyle Towles filmlerden aşina olduğumuz siyah-beyaz Manhattan’ı, garip komiklikleri, kadın-erkek arkadaşlıkları ve romantik fesatlıklarıyla yeniden canlandırıyor. Towles’un karakterleri karışık bir dönemde yaşayan, kendilerine gerçek yaşamlar kurmaya çalışan genç Amerikalılar.” The New York Times “En ilginç olan, Towles’un hikâyeyi anlatma, günümüz kültüründe nadiren tasvir edilen bir yeri ve zamanı resmetme şekli. Erkek yazarın, bir kadının ağzından anlatılan öyküye bu kadar hâkim olması da etkileyici.” USA Today “İçinde kaybolmanın çok kolay olduğu, büyüleyici bir hikâye.” The Observer “Belli ki yazar, kitapta anlattığı seçkin yaşamlara sahip, hayat dolu ve bazen pervasız karakterleri çok iyi tanıyor.” People “Tarz sahibi.” The Boston Globe “Olağanüstü bir ilk kitap…” Publishers Weekly “Yazar zarif ve güçlü bir anlatıma sahip.” Kirkus Reviews “Elden bırakmanın mümkün olmadığı bir roman.” O, The Oprah Magazine  

Ah bu kitap çok güzeldi. O zamanının İngilteresini buram buram yaşadım bu kitapta. Burnuma 1937 yılında yaşayan hanımların zerafeti geldi.
Sevginin sadeliği. İyi ki okudum dediğim bir kitap oldu.


***

Bundan sonra böyle kisa kisa da olsa okudugum kitaplari burada paylasacagim. Görseller ve kitap aciklamalari vikitap.com dan alinmistir. Sevgiler.

3/29/2013

Okudum Bitti: Duygularin Rengi


Bu kitap beni çok duygulandırdı. Irkçılığın çok kötü birşey olduğunu bir kez daha anladım. Siyahi mürebbiyelere çocuklarını büyütmeleri için emanet eden insanlar, onların yinede tenlerinin rengi yüzünden birer pislik olduğunu düşünecek kadar aşağılıklar. Bir zamanlar dünyamızın bir gerçeği olan, siyahlara karşı daha kötü davranan bir ülkenin çocuklarıyız ve bu hatalar bu kitapta çok güzel anlatılmış.
Severek okudum, herkesin okumasını tavsiye ederim.
Ben kitapları anlatmakta o kadar yetenekli bir insan değilim. Zaten okuduğum kitabı her ayrıntısına kadar anlatıp, okuyacak olan insanlara da spoiler vermek istemiyorum.
On üzerinden on veriyorum bu kitaba.

3/04/2013

Gülümse Anilara cekilis yapiyor

Yine bir kitap cekilisine katiliyorum, umarim bir gün gercektende bana cikar. Buyurun Gülümse Anilara'nin yaptigi cekilise buradan katilabilirsiniz.


12/05/2012

Sefiller


Günlerdir elimde dolandirdigim Sefiller kitabını bu gün bitirdim ve bitmesine açıkça üzüldüm.
Çok etkileyici ve sürükleyici bir kitaptı benim için. 18. yüzyilda geçtiği için kullanılan dil de çok hoşuma gitti.
Bir kürek mahkumu olan Jan Valjan'in hapisten çıktıktan sonra başına gelenleri anlatan kitapta karakterlerin hepsi çok çarpıcıydı.
Gerçekten de hayata 1-0 malup başlayan sefiller var. Bu kitap bir sefilin başına gelenleri ve yinede bir şekilde hayata tutunma hikayesini anlatıyor. Olaylar çok ilginç ama ben bir kitabın içinde okuduklarımı anlatmakta hiç bir zaman iyi olmadım. En iyisi sizde okuyun.

Vikipedi icin buradan tik tik

11/19/2012

Erkek Dedikodusu

Kaynak -->


Erkek Dedikodusu Kitabı Arka Kapak
Kitabın karakterleri Derin ve Pera, birbirini tanımayan, bir arkadaşlarının düğününde “bekârlar masası”nda tanışan iki genç kızdır. Derin ve Pera’nın sırlarını, güldüklerini, ağladıklarını okurken çok eğleneceksiniz. Her türlü dedikodunun döndüğü bu masada bakalım neler anlatılacak?
French Oje hiç sektirmeden, yıllarca okuyucularına ” erkekler ölsün” deyip durdu. T.B., yıllarca nişanlısından kendisine “o beni prenses peri sannıyooo” şarkısını gönderdi durdu. Bütün kızların kendi aralarında konuştukları erkek dedikodularını kitapta topladılar. Twitter’da da @french_oje ve @tugce_tb nickleriyle tanınan ikili, kendilerini yılların blogger’ı olarak tanımlıyorlar. Okuyucuları 10 yıllık ilişkisinden ayrılan T.B ve yalnızlar prensesi French Oje’yi de dinlemeyi çok seviyor.

***

Türkiyeden bloggerleri takip etmeye başladıktan sonra bir kaç bloggerın kitabının da bulunduğunu öğrenmiş oldum. Bu benim gerçekten de çok ilgimi çekti ve dizüstü edebiyatından çıkan kitaplardan iki tanesini uzun süre aradıktan sonra Frankfurttaki Türk Kitapevinden bulup aldım. Kitapların birincisi 'Erkek Dedikodusu'. Diğeri de 'Erkek Dedikodusu 2'. İlkini okudum ve dün akşam bitirdim. Vikitaba bakılırsa dokuz günün içinde okumuşum. Bir bloggerın kitabı diye ilgimi çeken bu kitabı okumak çok zevkliydi.
Erkek dedikodusu iki bekar kızın arkadaşlarının düğünlerinde bekar masasına düşmesi ile başlıyor. Kızlar birbirlerini o kadar çok seviyor, tüm akşam o kadar çok dedikodu yapıyorlar ki, ömür boyu bir dostluk başlıyor.
Sonra Pera ile Derin'in maceraları başlıyor ve bu maceraları arasında eskiden yaşadıkları ilişkileri masa üstüne yatırıp, neyin tekrarının olup olmadığını anlatmaları harika.
Kitabın kimi yerinde kendi ilişkilerinizden, daha doğrusu yaşadığınız flörtlerden parçalar bulabiliyorsunuz.

Erkekler okumasın. Yok yok, okusunda odun olmaktan vazgeçsinler :)

10/26/2012

Distraksiyon zamanlarında aşk

Bu aralar ilginç bir kitap okuyorum. Almanca olduğundan dolayı yazarların (kari koca yazmış) adını arattigim halde ViKitapta bulamadım.
Başlığı da çevirdim ve Googla amca bana "Distraksiyon zamanlarında aşk" diye çevirdi.
Evet ... Distraksiyon zamanlarında aşk adlı kitabımızda, yavaş yavaş çok ilerleyen teknolojinin aşkları ve evlilikleri ne kadar etkilediğini ve insanların artık eskisi kadar kendilerine, eşlerine, çocuklarına zaman ayirmadigindan bahsediyor. Daha çok internette dolandigimizi ve oturup karimiz veyahut kocamizla sohbet edeceğimize, saatlerce saçmasapan mailleri okuduğumuzu ve onlara cevap verdiğimizi anlatıyor.
Kitabın yazarlarının adları Edward M. Hallowell & Sue G. Hallowell. İkiside evliliklerinde sorun yaşayan çiftlere terapi veriyorlar. Yani bir nevi aile piskologlari.
Kitap bir roman değil, daha çok bir kullanım kılavuzu. Yani evliliğiniz eğer kötü gidiyorsa, hangi ufak detaylara dikkat ederek evliliğinizi yeniden çekilir bir hale getirebileceginizi, evliliğinizi nasıl kurtarabileceginizi ve karşınızda ki insana nasıl davranmanız gerektiğini anlatıyor.
Kitabın sonunda 30 günlük bir program var. 30 gün boyunca 30 dakika ayarlayarak, yazılanları uyguladığınız taktirde herşeyin daha güzelleştiğini fark edeceksiniz diyor yazarlar.
Evli değilim ama sevdim ben bu kitabı. Kimi zaman kendimden bir parça buldum, kimi zamanda sevdigimden.

Yani en basit şeyden başlayalım mesela, sevdiğiniz sizi ziyarete mi gelecek? O gelene kadar internetle yada maillerinizle ilgili işlerinizi bitirin.

Bir arada olduğunuz zamanlarda da en basiti, çalan telefonu açmayın. Önemliyse arayan tekrar arar zaten ;)

Hadi kalın sağlıcakla.

Su

9/18/2012

Eat Pray Love

Yaklaşık 4 haftadır elimde dolandirdigim 'Eat Pray Love' kitabını bugün sonunda bitirdim.
Elizabeth Gilbertin neredeyse biografisi olan bu kitap, kısaltılmış adı ile Liz'in mutsuzluk içinde devam eden bir evliliği daha fazla sürdüremeyeceğini idrak etmesi ile başlıyor.
Kitapta Lizi mutsuz bir şekilde banyoda yerin üstünde dizlerinin üzerine çökmüş ve ağlayan bir halde buluyoruz.
Sonunda Liz evliliğini bitirmeye karar veriyor ve kendini dine, farklı dillere, meditasyona vermeye karar alması ile devam ediyor.
Kendini bulmak, mutsuzluğunu yenmek ve Allaha sığınmak için 3 ülkeyi ziyaret ediyor.

İlk durak italyanın Roma şehri oluyor. Orada kiliseleri geziyor. Akşamları hep aynı yerde çok sevdiği makarnayı yiyor. Dil kursuna gidip italyanca öğreniyor. Bir kaç arkadaşı onu ziyarete geliyor ve bu arada avukatından boşanma işlemlerinin tamamlandığını haberdar etmesini bekliyor

İkinci durak Hindistanın Ashram kenti oluyor. Burada Hindistanın farklı kiliselerini, tapınaklarını geziyor. Meditasyon kurslarına katılıyor ve kendini her sabah bir tapınağın yerlerini silerken buluyor. Tıpkı kendisi gibi Hindistanın adetlerinden kendini sıyırmaya çalışan, onun için tapınağın yerlerini silmeyi kendine bir kaçış yolu edinmiş genç bir hindistanlı güzel bir kızla arkadaşlık kuruyor.

Son durak Endonezyanın Bali şehri. Buraya yıllar önce bir kere daha gelmiş ve Ketut adında bir şifacının el falına baktığını ve yıllar sonra tekrar geleceğini söylemesi ile kader ağlarını örmüştür.
Geldiği ilk gün otelde sorup arastirdikatan sonra yıllar sonra Ketutu bulur ve aralarında güzel bir arkadaşlık başlar. Bir türlü kaç yaşında olduğuna karar veremeyen şifacı Ketutun her gün evine gitmeye başlar. Ketut ona nasıl dua etmesi gerektiğini öğretirken, Lizde Ketutun ingilizcesini düzeltmeye çalışır.

Ketutun yani sıra başka bir dostluk daha edinir Liz. Kendisi gibi, Endonezya için hiçte uygun olmayan boşanmış, Wayan adında bir şifacı kadın ile tanışır.Wayanin Tutti adında ufak bir kızı vardır ve ayrıca iki yetim çocuğa dikkat etmektedir.
Wayani çok seven Liz yakında Wayanin oturduğu evin kirasını ödeyemeyeceğini ve sokakta kalacağını öğrenir. Wayan yıllardır bir arsa satın almak istiyordur. Tek hayali kızı Tutti'yi okutturmaktir. İngiltieredeki arkadaşlarına Wayanin durumunu anlatan bir email attıktan sonra, dünyanın her yerinden Wayan için para yardigimi yağar.

Bu arada Brezilyalı Felipe ile tanışıyor Liz ve kabullenmek istemesede yeniden aşık olduğunu fark ediyor.

Kitap çok güzel ve kimi zaman gerçekten de kendimi buldum. Hani bazen insan herşeyi olduğu yerde bırakıp çekip gitmek ister ya. işte Liz bunun bir örneği. Kitabın sonunda bir sonraki kitabın bir kaç sayfa ön izlenimi var.
İkinci kitapta Lizin ve Felipenin birbirleri ile evlenmesini anlatıyormuş.

Artık onu almak şart oldu.