10/26/2012

Hadiyin iyi bayramlar

Kaynak: nkfu

Bugün bize göre bayramın ikinci günü, arap ülkelerine göre ilk günü.
Onu bunu bilmem, gurbet elde bayramlar daha buruk geçiyor. Dün tek bir aile geldi ziyarete. Bugün akşama belki biri gelir, yada gelmez.
Yarın akşam düğün var, herkes oraya dökülür.
Gelen ya pazar gelir, yada gelmez ...
Ama olsun hepinize iyi bayramlar.

Dipnot: "Gurbet elde bir hal geldi başıma ..."
 

DipDipNot: Hangi ara cuma oldu lan? :)

Su

Distraksiyon zamanlarında aşk

Bu aralar ilginç bir kitap okuyorum. Almanca olduğundan dolayı yazarların (kari koca yazmış) adını arattigim halde ViKitapta bulamadım.
Başlığı da çevirdim ve Googla amca bana "Distraksiyon zamanlarında aşk" diye çevirdi.
Evet ... Distraksiyon zamanlarında aşk adlı kitabımızda, yavaş yavaş çok ilerleyen teknolojinin aşkları ve evlilikleri ne kadar etkilediğini ve insanların artık eskisi kadar kendilerine, eşlerine, çocuklarına zaman ayirmadigindan bahsediyor. Daha çok internette dolandigimizi ve oturup karimiz veyahut kocamizla sohbet edeceğimize, saatlerce saçmasapan mailleri okuduğumuzu ve onlara cevap verdiğimizi anlatıyor.
Kitabın yazarlarının adları Edward M. Hallowell & Sue G. Hallowell. İkiside evliliklerinde sorun yaşayan çiftlere terapi veriyorlar. Yani bir nevi aile piskologlari.
Kitap bir roman değil, daha çok bir kullanım kılavuzu. Yani evliliğiniz eğer kötü gidiyorsa, hangi ufak detaylara dikkat ederek evliliğinizi yeniden çekilir bir hale getirebileceginizi, evliliğinizi nasıl kurtarabileceginizi ve karşınızda ki insana nasıl davranmanız gerektiğini anlatıyor.
Kitabın sonunda 30 günlük bir program var. 30 gün boyunca 30 dakika ayarlayarak, yazılanları uyguladığınız taktirde herşeyin daha güzelleştiğini fark edeceksiniz diyor yazarlar.
Evli değilim ama sevdim ben bu kitabı. Kimi zaman kendimden bir parça buldum, kimi zamanda sevdigimden.

Yani en basit şeyden başlayalım mesela, sevdiğiniz sizi ziyarete mi gelecek? O gelene kadar internetle yada maillerinizle ilgili işlerinizi bitirin.

Bir arada olduğunuz zamanlarda da en basiti, çalan telefonu açmayın. Önemliyse arayan tekrar arar zaten ;)

Hadi kalın sağlıcakla.

Su

10/21/2012

Photo of Day / Günün Fotoğrafı - Ekim

Rüzgara dogruda bir etkinlik var. Sevda sayesinde ilgimi cekti. Bende buna katilmazsam catlarim dedim. Ve katiliyorum :)


21. Ekim - Günün Fotografi / Lezzetli

Annem yapmis bu sabah, oh mis
22. Ekim - Günün Fotografi / Bitki
Ofisimin karsisinda bulunan bitkiler bunlar. Gercektende cok güzeller

23.Ekim - Günün Fotografi / Ayakkabi
Ben bu cicileri aldim ama pek kullanamiyorum. Topukluya alisamadim bir türlü.
24.Ekim - Günün Fotografi / Rahat
Üniversitenin en rahat köşesi
25.Ekim - Günün Fotoğrafı / Kırmızı
Ofiste herşey kırmızı zaten. Anahtarlığımda ;)
26.Ekim - Günün Fotoğrafı / Huzur
Bugün hava yağışlı, pekte huzurlu bir gün değil ama bu köşe huzuru simgeliyor  benim için.
27.Ekim - Günün Fotoğrafı / Hava nasıl
Kar yagdi :) Hava aynende böyle
28.Ekim - Günün Fotografi / Bir duygu
Burada olmak güzel bir duygu. Cati katlarini severim
29.Ekim - Günün Fotografi / Manzara

30.Ekim - Günün Fotografi / Masanin üstü
O gün ders günümüzdü, eh haliyle masanin üstüde böyleydi :)
31.Ekim - Günün Fotografi / Sen :) Tamamen degil, bir parcacik ...

Ve Ekim ayini böylelikle bitirmis olduk. Benim icin cok zevkliydi ve Rüzgara Dogru Kasim ayinin listesini hazirlamis bile.
Hadiyin öpüldünüz.

Su

Çok affedersiniz de "S*ktirin ordan!"

Dün düğüne gittiğimi yazmıştım. - buradan.
Orada başka bir olay daha oldu aslında ve ben şimdi bunun hakkında düşününce yine kirildigimi, yine sinirlendiğimi fark ediyorum.

En yakın arkadaşım dediğim insanın beyi yanımda oturuyordu, kendisi de karşımda. Beyi sordu yine her zaman ki gibi: "Su nasılsın, nasıl gidiyor hayat, ofis?"
Ben: "İyi herşey yolunda. Yeni işimi sevdim. Ofisten çıkıyorum, derse gidiyorum. Öyle işte ..."
"Peki dedi, diğer işler nasıl gidiyor?" Sebastiani kastediyordu.
 "Ooo, çok iyi gidiyor" dedim.
Kafasını sağa sola salladı: "Sana büyü yaptırmış o dedi."

Onun derdi, ben türk bir kız olarak alman ve hristiyan olan bir adamla birlikte olmam. Sevgiyi göz ardı ediyor. Umurunda değil. Sadece olaya dini açıdan, ve kültür açısından bakıyor. Düşünmüyor sevginin ve sadakatin bir çok şeyin üstesinden gelebileceğini. En önemlisi de benim bu konu hakkında ne düşündüğüm umurunda bile değil. Aklı sıra bana akıl vermeye çalışırken hayatıma burnunu soktugunun farkında değil!

Neyse, dügündeyiz sonuçta "Ben iki göbek atayım da geleyim" diyip ayrıldım birlikte oturduğumuz masadan.
Taki merasimi oldu, herkes yavaş yavaş evin yolunu tutmaya başladı.
Hep birlikte masadan kalktık ve beyefendi "ne zaman bize oturmaya geliyorsun?" diye sordu. Gideyimde beni iyice bir sorgu suale çeksin, derdi o.

"Vallahi karın doğum gününü kutluyor, beni cagirmiyor. O yüzden kırgınım biraz" dedim. - buradan -
"Ne zaman doğum günü kutlamış, benim haberim yok?" dedi.
Dedim "kutlamakla kalmamış, facebooka da resimler yüklemiş", beni neden cagirmadigini sorduğumda da "Sen ya evde yoksun, yada ders çalışıyorsun dedi" dedim. "İnsan bir haber verir, gidip gitmeyeceğim bana kalmış" dedim.
Tabi size geleyim de, yine burnunuzu sökün iliskime. Sevdiğim insanın nasıl biri olduğunu bilmeden, hakkında yorum yapma hakkına sahip görün kendinizi.

Çok affedersiniz de "S*ktirin ordan!"
Bir yere gideceğim yok. Ben aklımı peynir ekmekle yemedim.

Su

Bozmayin cekiyorum Vol.3

Öncesi.
Daha öncesi.

Evet, dün hazırlandık, giyindik kusandik ve düğüne gittik. Düğün tıklım tıklım doluydu fakat daha önce bahsettiğim gibi damatın ailesinden hiç kimse yoktu. Ne yazık ki gururlarını kiramamis ve oğullarının düşüncesine saygı duymamış ve düğüne gelmemişlerdi.
Allahtan damatın erkek arkadaşları, çocukluk arkadaşları ve ailesine karşı gelen bir kaç komşusu gelmişti. Damat kendini o kadar da yalnız hissetmedi belki ama düğünde bir hüzün vardı bence.
Her ne kadar güzel gectiysede, ne kadar coşup eglendiysekte herkesin gözü damatın üzerindeydi. Kimse onu üzmemek için yalnis birşey söylememeye dikkat etti.
Gelin tek başına hazırladı herşeyi diye birşey çalındı sonra kulağıma. Ve bunu bana söyleyene artık çenesinin durmasını, bari bu günde dedikodu yapmamasını söyledim.
Ciftimiz çok mesuttu. En güzel cevapta buydu zaten tüm olanlara.
Taki merasiminde sıraya girip takımı taktıktan sonra geline 'Çok sevindim' dedim. Gelinle damatta 'Sonunda başardık' dedi.
Sevgilerde bazen her ne kadar doğru düşündüğünü düşünüyorsa aile, yinede susmayı bilmeli. Boşuna bu güzel kalpleri, bu genç insanları üzmemeli.

Ve - Mutlu Son -

Su

10/18/2012

Ortalik karisti

Teknoloji çağında yaşadığımızı, ve aslında artık ne kadar internetin bağımlısı olduğumuzu bir kez daha anladım.
Su an ofisten bildiriyorum blog. Yaklaşık yarım saatliğine binanın içinde bulunan hatlarda sorun olduğundan dolayı internet kesildi ve hiç kimse, ama hiç kimse işini yapamaz oldu.
Ne gelen maillere bakabildik. Nede öğrenci hüviyetleri için kullanılan makineyi calistirabildik.
Öylece kalakaldık oturduğumuz koltuklarda. Binanın içinde bir koşturmaca başladı. Herkes ofisinden çıkıp diğer ofistekilere 'Sizinde internet bağlantıniz gittimi?' diye sordu.
Kantinden gelipte, yeni dönem başladığı için, öğrenci kimliklerinin üzerinde bulunan tren biletlerini uzattirmak isteyen öğrencileri de geri gönderdik.
Yarım saatiligine olsada tamamen bir kaos oluştu.
Çok ilginç bir durum. Biz önceden nasıl hallediyorduk bu işleri acaba?

Su

10/15/2012

- Kendime Notlar -

Karar verdim artık kendime zaman ayırmaya. Kendi isteklerim doğrultusunda yol almaya. Her gün başkalarını değilde bir günde kendimi düşünmeye.
Kendim için iyilikler yapmaya. istediğimle konuşmaya, istemedigimle yolumu ayırmaya.
Zorunlu çıkar ilişkilerinden uzak durmaya. Beğenmediğim zaman, avazım çıktığı kadar bağırmaya.
Bu benim ilgi alanıma girmiyor, istediğin kadar konuş demeye.
Neden daha önce söylemedin, söyleseydin belki sana yardımcı olabilirdim demeye.
Demek ki senin gözünde değerim yokmuş, yazık olsun sana verdiğim değere diyebilmeyi öğreneceğim.
Benimle dalga geçenlerin ilk önce, kendi kapılarının önündeki pisliklerini temizlemesini, afedersiniz ama açıp kendi kiclari ile dalga geçmelerini söyleyeceğim.
Yeterince sustun Su, Susmamayi ögrenecksin kızım.
Kalbini mi kırıyorlar, s*ktir edeceksin. Değer vemeyeceksin, senin verdiğin değere laik olmayanlara.
Anladın mi? Azıcık ac su gözlerini. 30 yaşına geldin, hala ögrenemedin mi?

Su