Cumartesi akşamı arkadaş ortamında dini konulardan sohbet ederken aslında hepimizin aynı Tanrıya, Allaha inandığımızı ve insan olarak kendi kendimize sorun yarattığımızı konuştuk. Aslında karslikli sevgi ve saygı çerçevesi içinde haraket edildiğinde ayrı dinlerin çocukları olarak bir çok taşın altına elimizi sokup dünyayı daha güzellestirecegimizi fark ettik.
Konu aslında farklı dinlere mensup birbirine bağlı olan insanların ileride çocukları olduklarında nasıl bir yol kat edeceğinden başladı.
Bende şimdi hristiyan bir sevdicege sahip olduğum için bu konu hakkında tabi ki düşünmedim değil.
Ama bence insan birbirine sevgi ve saygı duydukça ve birbirinin dinine saygi duydukca büyük sorunların yaşanacağını zannetmiyorum.
Çocuklar sevgi ile besleniyor. Sevgi ile büyütüo, başından anne babanın farklı inançlara saygı beslediği ögretilirse, hayat biraz daha güzel olur.
Zaten Allaha olan bağlılığımız bizi mutlu ettiğine göre, sevgi ile herşeyin beslenecegine inanıyorum.
5/24/2013
Silmeden Yaz - 1
Sevgili Kurgu Roman ve Anarşinin önderlik ettiği bir mim var. Dün Anarşide gördüm.
Silmeden yaz mimi. Yani bir güzel içinizi döküyorsunuz. Aklınızda o an ne varsa klavye tuşlarına basarak onu yazıyorsunuz ve asla ve asla silmiyorsunuz.
Benimde söyleyeceklerim var başlıyorum.
Ne anladım bu işten ben? Sen bana ne veriyorsun ki ben seni okuyayım söylesene bana bakalım? Bir iki güzel kıyafet alıp blogta yayinladin diye modacı oldun.
İki ünlü şiir yazdın diye şair oldun.
Bir iki kare güzel fotoğraf paylaştın diye, photoshopla çok iyi alakan olduğu için fotoğrafçı oldun. Gerçekten bu mesleği yapanlara saygın olsun be.
Sözüm meclisten dışarı. Kimse üzerine alınmasın. Ben birini okuyunca samimiyet arıyorum, sadece yazı yazmak için, biraz ünlenmek için blogspotu kullananları yuhluyorum ayol. Aman neden kimse üzerine alınmasın canım, isteyen istediğini alınsın artık bir zahmet.
O kadar değerli arkadaşlar edindim ki burada. O kadar güzel yazılar var ki. Günlük gibi tutulan blogları takip etme sebebim bundan. Çok daha samimi geliyor bana. Katılmıyorum lan çekilişe falan bundan sonra. Zaten bana çıktığı da yok. Çıksada zaten kesin göndermezler. Almanyaya kargo parası verecek baba yiğit aranıyor, hey yavrum hey.
Haydi silmeden yazdım rahatladım ayol ben. Anarşiye selamlar. Kurgu Romana selamlar. Herkesi ayda bir kere silmeden yazmaya davet ediyorum. Gerçekten çok zevkli.
Silmeden yaz mimi. Yani bir güzel içinizi döküyorsunuz. Aklınızda o an ne varsa klavye tuşlarına basarak onu yazıyorsunuz ve asla ve asla silmiyorsunuz.
Benimde söyleyeceklerim var başlıyorum.
***
Beni takibe alıp sonra takip etmediğim için tekrar takip etmeyi bırakan bloggerleri bir kaşık suda boğasım geliyor. Bir iki hafta içinde yüzlerce okuyucuyu toplayan bloggerlerede gıcığım ayrıca. Çekiliş yapıp insanları bloglarına topluyorlar bir paket yada iki paket hediye edip ondan sonrada böylece okunuyorlar.Ne anladım bu işten ben? Sen bana ne veriyorsun ki ben seni okuyayım söylesene bana bakalım? Bir iki güzel kıyafet alıp blogta yayinladin diye modacı oldun.
İki ünlü şiir yazdın diye şair oldun.
Bir iki kare güzel fotoğraf paylaştın diye, photoshopla çok iyi alakan olduğu için fotoğrafçı oldun. Gerçekten bu mesleği yapanlara saygın olsun be.
Sözüm meclisten dışarı. Kimse üzerine alınmasın. Ben birini okuyunca samimiyet arıyorum, sadece yazı yazmak için, biraz ünlenmek için blogspotu kullananları yuhluyorum ayol. Aman neden kimse üzerine alınmasın canım, isteyen istediğini alınsın artık bir zahmet.
O kadar değerli arkadaşlar edindim ki burada. O kadar güzel yazılar var ki. Günlük gibi tutulan blogları takip etme sebebim bundan. Çok daha samimi geliyor bana. Katılmıyorum lan çekilişe falan bundan sonra. Zaten bana çıktığı da yok. Çıksada zaten kesin göndermezler. Almanyaya kargo parası verecek baba yiğit aranıyor, hey yavrum hey.
Haydi silmeden yazdım rahatladım ayol ben. Anarşiye selamlar. Kurgu Romana selamlar. Herkesi ayda bir kere silmeden yazmaya davet ediyorum. Gerçekten çok zevkli.
5/21/2013
Akillara zarar
Anam bu ne biçim kokudur yarabbim.
Adam salına salına dolandığı yetmiyormuş gibi birde etrafına saçtığı harika parfüm kokusu ile öğle paydosunda akıllara zarar :)
Yer: Ofis
Zaman: Tamda su an
Adam salına salına dolandığı yetmiyormuş gibi birde etrafına saçtığı harika parfüm kokusu ile öğle paydosunda akıllara zarar :)
Yer: Ofis
Zaman: Tamda su an
5/18/2013
Parayla mı veriyorlar?
Erkekler, adamlıktan nasibini almamış kendini adam zanneden erkekler.
Delikanlılığın kitabını ben yazdım diye burnu havada yürüyen fakat kavga anında geri adım atan. Halbuki adam kavgada belli olur.
Gururun g'sini bile bilmeyen fakat karşısında ki bayan ona yüz vermeyince 'bu ne gurur' diyen.
Bazen görüşmek istemezsiniz birisi ile, kibarlıktan ortak tanıdıklarınızın olduğundan kabul edersiniz görüşmeyi, yada sosyal medyaya arkadaş listenize almayı.
Evli barklı olmasına rağmen, çoluğu çocuğu ile ilgileneceğine saatlerini sosyal medyada geçirip durmadan hal hatır soran erkekler.
Aslında görüşmek istemediğinizi açıkça söyleyince, hanımının yanlış anlayabileceğinden çekindiginizi söyleyince 'korkma sana evlilik teklifi yapmayacağım' diyecek kadar pişkin.
Bana evlenme teklifi yapmayacağını idrak edecek kadar akıllıyım ve çocuk değilim dediğinizde 'sen uçmuşsun kızım' diyen.
Parayla mı veriyorlar sizi bize anlamadım ki.
Delikanlılığın kitabını ben yazdım diye burnu havada yürüyen fakat kavga anında geri adım atan. Halbuki adam kavgada belli olur.
Gururun g'sini bile bilmeyen fakat karşısında ki bayan ona yüz vermeyince 'bu ne gurur' diyen.
Bazen görüşmek istemezsiniz birisi ile, kibarlıktan ortak tanıdıklarınızın olduğundan kabul edersiniz görüşmeyi, yada sosyal medyaya arkadaş listenize almayı.
Evli barklı olmasına rağmen, çoluğu çocuğu ile ilgileneceğine saatlerini sosyal medyada geçirip durmadan hal hatır soran erkekler.
Aslında görüşmek istemediğinizi açıkça söyleyince, hanımının yanlış anlayabileceğinden çekindiginizi söyleyince 'korkma sana evlilik teklifi yapmayacağım' diyecek kadar pişkin.
Bana evlenme teklifi yapmayacağını idrak edecek kadar akıllıyım ve çocuk değilim dediğinizde 'sen uçmuşsun kızım' diyen.
Parayla mı veriyorlar sizi bize anlamadım ki.
5/12/2013
Dogum günleri
![]() |
| Aposto |
Grup yine harikaydı. Hepsi ile tanıştığım için güzel vakit geçirdik ve saatlerce kahkahalar eksik olmadı masamızdan.
Bu arada iki hafta sonra arkadaşlarının düğününe gidiyoruz Münih'e. Evlenecek çift ile tanışmamıştım daha onlarla da dün akşam tanışma fırsatım oldu.
Gece bire doğru kahvelerimizi ve tatlılarımızı da yedikten sonra evlerimize dağıldık. Şimdi birazdan tekrar Sebastian'a gideceğim çünkü bu gün de ailesi ile kutlayacak. Daha doğrusu teyzeleri, amcaları, halaları pastaya ve kahveye davet etmiş.
Bende bu sabah erkenden kalkıp kahvaltı sorfrasını hazırladım ve anneciğim ile kahvaltı ettim.
Anneler günü de kutlu olsun bu arada. Hadi görüşürüz blogcanlar.
Görsel alintidir
5/11/2013
Yüz yılda bir görümlük görümce Vol.3
Düğün günü geldi çattı. Seval
erkenden evinden alınmak istedi. Türkiye'de nasıl bilmiyorum fakat
Almanya'da genellikle gelini baba evinden öğlen 2, 2 buçuk arası
alırlar. Davul zurna ile gelir erkek tarafı kapıya. Gelinin kuşağı
bağlanır, kızlar kapıyı tutar, harçlıklar alınır, sonra
kapının önünde davul zurna ile halay çekilir. Tüm gençler bir
araya gelir, konvoy yapılır ve düğün salonuna doğru yol alınır.
Yada gelinle damat resim çekilmeye giderler.
Bu arada yazıyı mahsus üçe böldüm. Okurken sıkılmayın diye.
Siz bu yazıları okurken ben sevgili sevdiğimin doğum gününü kutluyor olacağım. Hadi kalın sevgi ile.
Görümceyi merak ettim, yazsana diyen canım arkadaşım Seda'ya selamlar olsun. Sen söylemesen bu gün yazacağım yoktu aslında. Benim bu düğün kına maceralarımdan kitap çıkar vallahi. Haftaya da düğün var. Hazır olun.
Düğün / Kına gecesinden sorumlu muhabiriniz Su bildirdi efendim. Esen kalın.
Neymiş efendim bu güne kadar nerede
görünmüş gelinin o kadar erken alındığı, saat beş gibi
geleceğiz dediler. Seval çok sinirlendi. Büyükler öyle işmi
olurmuş, anne baba gelinin alınmasını mi bekleyecek yoksa salona
gidip kapıda misafirlerimi ağırlayacak dedi. Düğün beşte
başlıyor da, kapıda tabiki ailelerin bulunması gerekir.
Dediklerini yaptılar, beşte geldiler.
Bekledik yani o saate kadar. Gelin annesi bayıldı. Bu arada Hayriye
oradan oraya sığmaya çalışıyor yarım dünya olarak. Saçları
gerçekten de berbattı. Kafasına kocaman simit koymuşlar, simitin
etrafına saçlarını yerleştirmişler. Kızlara dedim ki
"Hayriyenin kafasına dünya yerleştirmişler, sorun bakalım
düğün salonu nerede, check-in yapalım Faceden" ahaha çok
fenayım. Yerlere yattık gülmekten.
Sevali kapıdan çıkardıklar ve
hemencecik gelin arabasına bindirdiler. Ne kapının önünde
oynattılar nede bayılan annesinin yanına tekrar gitmek istediği
halde arabadan inmesine izin verdiler. Biraz karmaşa çıktı o
arada diyebilirim. Ben arabanın içine doğru Sevale "ağlama
merak etme annen iyi dedim".
Alman komşular bile camlardan bakıp ağladılar.
Alman komşular bile camlardan bakıp ağladılar.
Sevali böylece evinden çıkardık ve
uğurladık.
Birde Seval arabadan bayılan annesinin
yanına gitmek için inmek istediğinde, kapının önünde durup
parmağını ona sallayarak neredeyse döcevekmiş gibi "Bana bak
Seval" diyen kaynanayı da o an verseler elime ne yapacağımı
tahmin ediyorsunuz herhalde ;)
Bu arada gelinin evden çıkarılmasına
ben son anda yetiştim. Evde hazırlıklarım vardı, ayrıca kardeşim
önceden gittiği için bir kaç ev işini de halledip son dakikada
yetiştim.
Gelin ayakkabısının altına benim
adımı yazmayı unutmamış Seval ve benim adım ilk olarak
silinmiş. Sıra bende yani.
Düğünde daha fazla aksilik çıkmadı
çok şükür ama kaynanın suratı ve Hayriye'nin herşeyi biliyorum
havası yetti de arttı bile. Sevali dans ederken tüm kızlar yalnız
bırakmadık çok şükür, damatta genellikle kendi erkek
arkadaşları ile dans etti. Beşte evden alınan gelin 64 kilometre
uzaklıkta ki düğün salonuna ancak yedi buçukta geldi ve salona
sekizde girdi. 45 dakikalık dans etme zamanından sonra yemekler
dağıtıldı. Yemekten sonra biraz daha oynanıp takı merasimine
geçildi. (En nefret ettiğim şeyde bu anons, ileride Allah nasip
ederde düğünüm falan olursa, anons falan yok)
Takımızı taktık ve herkese hayırlı
uğurlu olsun dedik. Hayriye'ye gelmiştim ki "Darısı senin
başına Hayriyeciğim gerçi ilk benim adım silinmiş, sıra bende.
Zaten daha sen ufacıksın. Otur oturduğun yerde" dedim
gülümsedim kocaman kocaman.
Hayriye aslında kiminle uğraşabileceğini, kiminle uğraşamayacağını anladı bu iki günde. Ben adama papucunu ters giydiririm istersem eğer.![]() |
| Tamda böyle:)) |
Bu arada yazıyı mahsus üçe böldüm. Okurken sıkılmayın diye.
Siz bu yazıları okurken ben sevgili sevdiğimin doğum gününü kutluyor olacağım. Hadi kalın sevgi ile.
Görümceyi merak ettim, yazsana diyen canım arkadaşım Seda'ya selamlar olsun. Sen söylemesen bu gün yazacağım yoktu aslında. Benim bu düğün kına maceralarımdan kitap çıkar vallahi. Haftaya da düğün var. Hazır olun.
Düğün / Kına gecesinden sorumlu muhabiriniz Su bildirdi efendim. Esen kalın.
Yüz yılda bir görümlük görümce Vol.2
Kınadan bir akşam önce gelinimizi hazırlamak için kız kardeşim, gelinin kız kardeşi ve kuzeni evde toparlandık. Hanımlar mutfakta gelecek olan akrabaları ağırlayabilmek için yemek yaptılar, bizde gelinimizin bakımını yaptık.
Normalinde kına gecelerinde nasıl oluyor bilmem ama gelin kuaföre kız kardeşi ile yalnız gitti ve erkek tarafından kimse gelmedi. Onlarda kendileri için başka bir kuaförde randevu ayarlamışlar. Seval kız kardeşimin de gelmesini istemişti ve kız kardeşim Sevala masraf çıkarmamak için, yok ben evde yaparım kendi saçımı bu konuda nasıl olsa becerikliyim dedi.
Kız kardeşimin kıyafeti çok sade olduğu için upuzun saçlarını bir at kuyruğu ile toplayıp bir kaç taşlı toka taktı ve çok güzel durdu.
Seval akşamdan beni tembihledi. Piyanist benim çocukluk arkadaşım olduğu için, önceden salona git ve ne olur, hangi arada hangi şarkıları çalması gerektiğini söyle dedi.
Kardeşim ve ben kına günü salona herkesten önce vardık ve ben piyanist ile uzunca konuştum ve gerekli ayarlamaları yaptım.
Bu arada iiftimiz salona geldi ve istedikleri dans müziği eşliğinde dans ettiler.
Hayriye hemen kardeşime gidip "Ay Hazal, saçların hiç güzel olmamış, birde nikah şahidi olacaksın" dedi.
Hazal'da "Benim kiyafetim çok sade, bu kıyafete bu saç gider" dedi.
Daha fazla laf söyleyemediği için Hazal'ın içinde uhde kaldı, bende kardeşime laf ettiği için tüm akşam boyunca Hayriye'yi öldürmek istedim.
Ben böyleyim, sevdiklerime laf söylenince aslan kesiliyorum.
Ben olsam tabi ki "ay sen nerede yaptırdın saçını, ben bu saça para vermezdim" derdim ya neyse.
Kına yakılırken normalinde erkek tarafından kimse girmez kınayı taşımaya. Bizde adet öyledir. Her yerde öyledir de aslında, son yıllarda herşeyin cıcığını çıkardıkları gibi bunun da cıcığını çıkardılar. Kınada damatta olmaz aslında. Aynı akşam kendi kınası olur damadın. Ayrıca kına tepsisini bekar kızlar taşır, bizde maşallah çocuklu hatunlar da kalkıyor.
Hayriye düştü hemen en öne. O an benim cinnet geçirmem yakındı. "Sen kaçılsana bakayım biraz arkaya. Erkek kardeşi tepsi taşımaz. Çok biliyorsun herşeyi, bunuda öğren" dedim.
Kem küm etti tabiki ama o an yeşil gözlerinden şimşekler çıkıyordu. Fotoğraf çekerken kendini hemen kameranın önüne atıp "ay benide çekin" demesi. Analog kameram ile çektiğim fotoğrafların hepsine atladı. Geberteceğim. Böyle böyle kınayı atlattık.
Devam edecek ...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


